4 Kasım 2013 Pazartesi

KADINLARIN KIZLARIN BAŞI 1912 DE BİLE AÇIKTI



KADINLARIN KIZLARIN BAŞI 1912 DE BİLE AÇIKTI
Muazzez İlmiye Çığ, Meclis açıldığında 6, Cumhuriyet ilan edildiğinde 9 yaşındaydı. Henüz hilafet kaldırılmamıştı ama okula ilk adım attığında kız öğrencilerin başı açıktı. Daha da öncesi vardı Meşrtiyet'in ilanından sonra, 1912'lerde kızlar okula başı açık giderdi
 O'nu "Son Sümer Kraliçesi" olarak tanıdık. Masal gibi ama gerçek tarih kitaplarıyla, 100 yıllık tükenmeyen enerjisiyle, aklıyla, fikriyle O'nu sevdik, güvendik. Cumhuriyetimizin nadide evladı, bilge kişisi olarak yurttaşlık bilincinden çok şey öğrendik.
Türbanlı vekiller Meclis'e girip "hadi çocuklar, gülümseyin, çeeektiiik" nidalarıyla sağa sola gülücükler dağıtınca, CHP genel başkanı "çok mutlu oldum" diye demeç verince, biraz telaş biraz da öfkeye kapılıp kapısını çaldık. Neler oluyor, neler olacak diye Muazzez İlmiye Çığ'a danıştık, engin bilgisine başvurduk. Bir kez daha ufkumuzu açtı, bilmediğimiz ne çok şey varmış, dedik.

KAFASI ÖRÜMCEKLİ ERKEKLER
Cumhuriyetin 90. yılında meclise 4 kadın milletvekili türbanla girdi. Birkaç kişisel tepki dışında partilerden hiçbir tepki gelmedi. Cumhuriyetin 90 yılını da yaşamış bir aydın olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kızım ben hayret ediyorum buna. Orada erkeklerin hepsinin kafası örümcekli. Kadınları kapamak erkekler için adeta bir zafer. Ne yazık ki bu kadınlar farkında değil, keyifleri yerinde başlarını örtüyorlar. Yarın arkasından ne geleceğini hiç birisi tahmin etmiyor. 
Dinimizde "kadın başını örtmediği zaman Müslüman değildir" demiyor. İslamlıkla ilgisi yok. Ne "başını örten cennete gidecek" ne de "başını örtmeyen cehenneme gidecek" diye bir şey yok! Bu hocaların uydurması, bu uydurmadan da siyasetçilerin istifadesi. Şimdi memlekette büyük bir geriye dönüş var. Bizim yaptığımız o güzel devrime bir karşı devrim yaşanıyor.

DEVRİME KARŞI BİR DEVRİM
Kadın erkek meselesinin ötesinde bir hesaplaşma mı?
Devrime karşı bir devrim yaşatılmaya çalışılıyor, kadınlar burada bir oyuncak. Kadınlar bir vasıta. Kendileri (erkekler) o güzel kıyafetleri giyiyorlar, hani neden Araplar gibi uzun entariler giymiyorlar? Başlarına neden sarık sarmıyorlar? Yalnız kadınları kullanıp sözüm ona eskiye dönüş yapacaklar. Dindarlıkla falan ilgisi yok, tamamiyle siyasi bir olay. Hedef bambaşka! Başörtüsü de değil. Başörtüsü, dini bir kıyafet. Oysa biz laik bir devlet olduk. Laik devletin kurumlarında din kıyafeti giyilemez. O zaman yanındaki birisi dindar, öbürü dindar değilmiş gibi olur. Nitekim, Fransızlar, meclise girerken haç takmayı yasaklıyorlar. Çünkü aynı sıralarda haçlı olmayan yani Hıristiyan olmayanlar da var. Ayrım yapılmasın diye, haç takamaz.
Cumhuriyetin ilk yıllarında böyle bir kavga oldu mu?
Ben, 1923'te ilkokul çocuğuydum, Çorum'daydık ve mektepte büyük kızlar da vardı. Hepsinin başı açık. Daha kıyafet kanunu yok, laiklik yok! Bir tek başı örtülü kız yoktu.

ATATÜRK AÇMADI MEŞRUTİYET AÇTI
Ceza mı vardı?
Yo hayır. Ceza falan bir kısıtlama yoktu. Üstelik de biz kuran dersi alırdık, hoca sınıfımıza gelir, baş örtüsü koydurmadan bize kuran okuturdu. Ben başımı örttüğümü hatırlamıyorum. Meşrutiyet zamanında, yani 1912'den sonra ilkokul çocuğu kızların başları açıldı. Meşrtiyet'le beraber, ondan mütevellit, 1923'te kızların başları zaten açıktı. Örtünmüyorduk. 
Zaten Atatürk kızların başını açacak diye bir şey olmadı, Meşrutiyet'le zaten açılmıştı. Sonra 1925'te Bursa'ya geldik, babam beni özel bir ilkokula verdi, ilkokul 5. sınıfını kız-erkek okuduk. Daha sonra Öğretmen Okulu'na gittim yine herkesin başı açıktı!
Bir sözüyle çarşafı attırdı
Başı örtülü okula gelmek isteyen olmadı mı hiç?
Kimsenin aklına gelmiyordu. Atatürk şöyle düşündü: İlkokuldan çocuklar okumaya başlayacak, büyüyecekler başları açık, çocuklarına öğretecek ve başlar kapanmayacak... Böyle de gitti. Yoksa hiçbir zaman bir silah zoru, bir kanun zoru olmadı. 
Yalnız çarşaflı olanlara valiler, belediye başkanları "giyme" diye ihtar ettiler. Ama ceza yoktu yine de. Kadınlar bu ihtarı dinleyip çarşafı çıkarttılar, hükümete o kadar büyük güven vardı ki, kadınlar çarşafı attılar. Üzerlerine dizden aşağıya kadar bir pardesü giydiler, hafif bir de başşörtüsü attılar. Öyle topuklarına kadar pardesüler yoktu. Annem de öyleydi.
İlk Meclis'te başörtülü vekil var mıydı?
Yok! Yok! 1925'te kadınlar şapka giyerdi.

İLK TÜRBAN EMRİ ABD'NİN 'BİZİM OĞLANLAR'INDAN
Türbanı '80'lerde başlattılar, Kurucu Meclis'te birinin önerisiyle getirildi. Mehmet Pamak'tı galiba...
 "Bundan sonra İmam Hatip kızlarının başları örtülecek" dedi. Ben kendisine mektup yazdım. "Bizde bir rahibe sınıfı yok" dedim. "Bu nedenle İmam Hatip kızı olamaz" dedim. Sonra, Ecevit, "biz başörtüsüne karşı değiliz" dedi. Arkasından YÖK, "İsteyen kızlar türbanlı olarak üniversitelere devam edebilecek" kararını aldı. Ne olacak bunun sonu, dedim. Bu kararın arkasından ilkokul öğrencisi kız çocuklarının da başını örtmesini isteyebilecekler, dedim. Nitekim bugün oldu.
UMUDUMUZU KAYBETMEYECEĞİZ DEVRİMLERİMİZİ KORUYACAĞIZ
"Bilhassa son ayaklanmalar beni son derece mutlu ediyor. Bu kadar olacağını düşünemiyordum. Şimdi Gezi protestolarını ve Cumhuriyet kutlamalarını gördükçe mutlu oldum. Türkiye devrimlerini bırakamaz, aydınlık tekrar geri gelir. Ya öleceğiz ya bu toprakları ve devrimlerimizi koruyacağız."

SİYASETİN SİMGESİ
Türban AKP'nin simgesi, ama yalnız AKP değil, şeriatı getirmek için çalışan partilerin simgesi. Çünkü ellerinde başka bir şey yok. 

Amerika'nın derdi de türban falan değil, Amerika kendi menfaatini düşünür. Biz dindar olursak, okumayacağız, aptal olacağız. Kadın okumayacak, erkekler okumayacak, düşünmeyecek, düşünmeyince de bilim yapamayacaklar.
Füsun İkikardeş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.