hakaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hakaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2017 Çarşamba

ATATÜRK’E HAKARET EDEN ,İFTİRA EDENLERİN SONU HİÇDE İYİ OLMUYOR





 ATATÜRK’E HAKARET EDEN ,İFTİRA EDENLERİN SONU HİÇDE İYİ OLMUYOR
 
ATATÜRK'E 'SELANİK P..İ' DİYEN AHMET EYYÜBİ ÖLDÜRÜLDÜ
Kaplan Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Ahmet Eyyübi evinin önünde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü.Kurşunlandı geberdi.
Halkmedia.com’da yer alan habere göre Atatürk'e ettiği küfürler nedeniyle sosyal medyada tepki çeken Ahmet Eyyübi, kurşunlanarak öldürüldü.
Ahmet Eyyübi öldürüldü
Kara Ses olarak da bilinen Kaplan Cemaati'nin önde gelen isimlerinden olan Ahmet Eyyübi evinin önünde silahli saldırıya uğrayarak öldürüldü.
 Ahmet Eyyübi: "Atatürk , Selanik p..i"
Daha önceki konuşmalarından birinde Atatürk için " Kafir, Selanik p..i" diyen ve konuşmasıyla tepki çeken Ahmet Eyyübi'nin ölümü ile ilgili soruşturma başlatıldı. Lüks konutundan çıkıp aracına binen Ahmet Eyyübi hareket etmek isterken kalaşnikof marka silahla arabası tarandı. Olay yerinde hayatını kaybeden Ahmet Eyyübi'yi öldüren kişilerin kimliğine ulaşılamadı. Halkmedia.com'dan alınan habere göre Ahmet Eyyübi'nin katillerine ulaşılamadı. Kaplan Cemaati üyeleri ise sosyal medyadan olayı doğrulayan açıklama yaptı.


 YENİ AKİT YAYIN YÖNETMENİ KADİR DEMİREL DAMADI TARAFINDAN BIÇAKLANARAK ÖLDÜRÜLDÜ.
Yeni Akit gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel, damadı tarafından bıçaklanarak öldürüldü. 
Alınan bilgiye göre, Kadir Demirel, Başakşehir Yunus Emre Caddesi'ndeki kızı Esma Karanfil'in evinde damadı Cemil Yavuz Karanfil ile tartıştı. Kavgaya dönen tartışmanın ardından Karanfil, kayınpederini bıçakladı. Araya giren eşi Esma Karanfil'i de bıçaklayan damat, daha sonra olay yerinden kaçtı.
Ağır yaralanan Demirel hayatını kaybederken, Esma Karanfil ise kaldırıldığı hastanede ameliyata alındı.


HASAN KARAKAYA  AŞIRI DOZ VİAGRA'DAN ÖLDÜ

Yeni Akit Gazetesi Yazarı Hasan Karakaya Medine'de Viagra Kullandı  Bugüne kadar yaptığı etkili haberleri ile son yıllarda yıldızı parlayan Katar Merkezli El Cezire Arap Televizyonu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın heyeti içinde Umre'ye giden Ünlü Türk Gazeteci Hasan Karakaya'nın aşırı doz Viagraya bağlı olarak Medine'de kalp krizi geçirip hayatını kaybettiğini duyurdu. İstanbul Times Haber Merkezi Katar Merkezli El Cezire TV nin muhabiri olduğu iddia olunan kişinin CNN muhabiri olduğunu ifade edenlerde var. Bir çok kişi bunun FETÖ mensuplarınca montajlandığını söylüyor Karakaya'nın Medine'de hayatını kaybeder etmez haber ihbar hattımıza gelen bir çok mailde ölümün Viagra'ya bağlı olduğunu,kanıt olarak da El Cezire Tv Muhabirini olduğu iddia olunan kişinin fotoğrafı altına İngilizce olarak "Ünlü Türk Gazeteci Hasan Karakaya Aşırı doz Viagra kullanımından dolayı hayatını kaybettiği" yazılıydı. Bizde kesinlikle kesin bir hüküm vermeden bu duyuruyu okuyucularımıza duyurduk. Okurlarımızın bir kısmı Yani Akit'in yazarı Hüseyin Üzmez'de kendisinden çok küçük bir kız ile ilgilendiği için cezaevine girmişti, Karakaya'da Viagra Kullanmış olabilir diyor,Bir kısmı ise Medine'de neden viagra kullansın diyor... Yayınladığımız haberde sadece El Cezire'nin yaptığı iddia olunan bir haber olduğunu okurlarımıza duyurduk. Bu haber sosyal medya başta olmak üzere bir çok yerde yayınlandı. Bir çok okurumuz attıkları yorumlarda farklı açıklamalarda bulundu. Yeni Akit Gazetesi ve Hasan Karakaya'yı sevmeyen kişiler yazıklar olsun kutsal beldelerde neden viagra kullanıyorsun diyerek eleştirlerde bulundu. Diğer bir kesim ise bu kadar da olmaz.Medine'de neden Viagra kullansın diyerek El Cezire Tv kanalının haberinin doğru olamayacağını iddia ettiler. Gazeteci Yazar Merhum Hasan Karakaya'nın normal kalp krizi sonuncu mu,yoksa Viagra'ya bağlı olarak kalp krizi geçirip geçirmediği ölüm raporu ile kesinleşecek. Resmi ölüm raporu olmadan yayın grubu olarak hiç bir kimse hakkında kesin bu veya şu sebepten dolayı hayatını kaybetti diyemeyiz. Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)
http://www.istanbultimes.com.tr/guncel/el-cezire-den-sok-iddia-karakaya-asiri-doz-viagra-dan-oldu-h34324.html


ATATÜRK DÜŞMANLARININ SONU :ATATÜRK DÜŞMANI  ÇOCUK TACİZCİSİ HÜSEYİN ÜZMEZ  GEBERDİ
BURSA'da 2008 yılında, 14 yaşındaki kız çocuğu B.Ç.'ye cinsel tacizde bulunmak suçundan hüküm giyen ve İstanbul'daki Metris Cezaevi'nde cezasını çekerken, verilen raporla, cumhuriyet savcısı tarafından 'cezanın infazının ertelenmesi' kapsamında tahliye edilen Hüseyin Üzmez 83 yaşında öldü.


ALLAH DİYORKİ: İYİLERİN ARKASINDAN KÖTÜ ŞEYLER SÖYLEYENLER İÇİN İBRETLİK SONLAR HAZIRLADIK.
















15 Mayıs 2017 Pazartesi

RIZA NUR KİM? ATATÜRK DÜŞMANLARININ YALAN VE İFTİRA KAYNAĞI RIZA NUR KENDİNİ ANLATIYOR





RIZA NUR  KİM?   ATATÜRK DÜŞMANLARININ YALAN VE İFTİRA KAYNAĞI  RIZA NUR KENDİNİ ANLATIYOR

PEKİ ANILARINDA KENDİSİ HAKKINDA NELER YAZMIŞTIR? TARİH BÖYLE BİR DELİYİ YAZMAMIŞTIR.
 “Karımdan şu mektubu aldım: ‘Ben burada kendime bir hayat arkadaşı buldum. Bunu başkasından duyarak üzülmene imkan bırakmıyorum.’ Namussuz karı! Sonunda bana boynuz da taktı” (s.1785). “Galiba bu işte (M. Kemal’in) ve İsmet’in (İnönü) de parmağı var”  (s.1786)
 ”(Karımın) ahlakı da bozuldu. Evdeki kızları benden gizli çırılçıplak soyuyor, dans ettiriyor” (s.1346)
”Bir Rus doktor, zampara mı zampara. Karının sözüne göre de bizim karıya da sataşmış” (s.1410)
 ”Yataktan fırladım. Adam da derhal kaçtı. Baktım ki donum kesilmiş. Artık uyuyamadım” (s.7)
 ”Yaşlı adam tabancasını çekti ve bana, ‘Çöz! Yoksa öldürürüm!’ dedi… Boğuşma başladı… Nihayet bayılıp kalmışım… Gözümü açtığım vakit yanımda kimse yoktu”  (s.84)
 ”Bu çocuğu (Harbiyeli) herkesten ziyade sevmeye başladım… Görmesem aklımdan hiç çıkmıyor, görsem yüzüne bakamıyor, içimde heyecan duyuyordum… Anladım ki bu çocuğa aşık olmuştum… Böyle bir aşkın sonu livata (sapık cinsel ilişki) demektir”  (s.22)
 ”Kadın, erkekten aşağı bir mahluktur”  (s.1530)
 “Ne hayvan, ne de insan sevmem. Hele insanlar, iğrendiğim şeylerdir”  (s.1531)
 “Arnavutları isyana teşvik ettiğimi ben kendi elimle yazdım. Bu kusur değil, iftiharım sebebidir” (s.378) “Bugün de bununla iftihar ederim. Bana büyük şereftir”  (s.1305)
 “Ahlak ve temiz adetler ve faziletlerin bir kısmı kendiliğinden gitti, bir kısmını da bilerek ben terke mecbur oldum. Yalan da söyledim”  (s.105)
 Rıza Nur anılarında, “Şüphesiz ki ben nevrastenik(şizofren) idim” diyerek bizzat kendisi akıl hastası olduğunu itiraf etmiştir.

 RIZA NUR İÇİN DR. HASAN BEHÇET TOKOL, ŞU TANILARDA BULUNMUŞTUR:
 “Bu kişide bir koğuş hastaya yetecek kadar hastalık var. Teşhisim; psikopatik bir zemin üzerinde paranoit reaksiyon, yani çok ağır bir ruhsal bozukluk tablosu. Bu tür hastalar, zeka fakülteleri tamamen bozulmadığından kısa süreli de olsa olumlu işler yapabilirler. Anılarını; son duygu, düşünce ve yargılarına göre değiştirerek, geriye dönüp yeniden kurgulayarak, sanki gerçekmiş gibi aktarmış ki, bu tutum, bu tür hastalara özgü bir telafi ve tatmin yoludur. Böyle bir hastanın anılarını ve tanıklığını ciddiye almak tıbben olanaklı değildir.”

 “Doktorun, Rıza Nur’da belirlediği hastalık adları da şöyle: İzolasyon (kendini çevreden soyutlama), depresyon (ruhsal yavaşlama, içe kapanma, çöküntü), homoseksüel eğilimli, Obsesif- kompülsiv sendrom (toz, mikrop korkusu), depersonelizasyon (aşağılık duygusu), agresif ve hostil (saldırgan ve kızgın), psikopat (kişilik bozukluğu), mitomani (yalan söyleme), fabulasyon (masal uydurma, hayali hikayeci), fanteziler (hayal ettiği olayları gerçek sanma), megalomani (büyüklük fikirleri), narsisizm (kendine hayran olma), paranoid reaksiyon (takip edildiğini sanma duygusu, öldürülme korkusu), egosantirizm (kıskançlık, herkesi karalama, güvensizlik, devamlı övünme, sahte gurur).”

 Rıza Nur’un hazırladığı parti programı da onun nasıl bir ruh halinde olduğunun açık bir ifadesidir. İşte o maddeler :
 * İdare sistemi laik ve sosyaldir. Fakat devletin resmi dini vardır.
* Eski yazıya dönülecek ve Latin harfi ile ikisi beraber yürüyecek.
* M. Kemal’in Nutuk’u toplattırılıp, imha edilecek .
* Partiye mistik bir şekil verilip, üyeleri Türkçülük hususunda tarikat ve dervişlik gibi ilahi bir ideal ve gayrete sahip olacaktır.
* Halveti tarikatına müsaade etmeli.
* Hilafetin yeniden tesisi hayati bir ihtiyaçtır.
* Başbakanlığa bağlı bir ırk müdürlüğü kurulacak, Türk olmayanlar memurluktan çıkarılacak.
* Kadını erkekle eşit saymak, ona memuriyet vermekten büyük hata olamaz. Kadın çocuk makinesidir.
* Dans yasaklanacak.
* Kalıtsal hastalığı olanlar kısırlaştırılacak
 Buraya kadar Rıza Nur’u tanıdıktan sonra şimdi Atatürk hakkında attığı iftiralara geçeceğim. Yıllardır bir delinin uydurmaları üzerinden nasıl bir tarih yazılmış, nasıl bu millet zehirlenmiş akıl alacak iş değil. Bölüm bölüm o iftiraları yazıyorum

Kaynak : Rıza Nur’un Hayatım ve hatıralarım adlı kitap 


22 Kasım 2015 Pazar

ATATÜRK'ÜN ANNESİNE ATILAN İFTİRALARA CEVAP MURAT BARDAKÇIDAN

ATATÜRKÜN ANNESİNE ATILAN İFTİRALARA CEVAP MURAT BARDAKÇIDAN 

Kurtuluş savaşının siperm artıkları ingiliz ajanlarında desteği ile Atatürke her türlü iftiralar atarak güya aşılıyor veledi zinanın çocukları
DÜNYADA YEDİĞİ EKMEĞE ,YAŞADIĞI TOPRAKLAARA ,İNANDIĞI DİNE CANI UĞRUNA BU TOPRAKLARI KURTARANLARA İFTİRA VE İHANET EDEN BAŞKA BİR MİLLET TÜRKİYEDEKİ KADAR BULUNAMAZ
ŞEREFLİ NAMUSLU İNSAN SEVMESE BİLE DİNİMİ RAHATÇA YAŞIYORUM ÖZGÜRÜM İŞGAL ALTINDA DEĞİLİM DİYE ŞÜKREDER MÜNAFIK SÜRÜLERİ

KANI BOZUK OLANIN KAREKTERİNİN BOZUK OLMASIDA KAÇINILMAZDIR

25 Ocak 2014 Cumartesi

ALEVİLER NEDEN MUMU SÖNDÜRÜR - İFTİRAYA CEVAP



ALEVİLER NEDEN MUMU SÖNDÜRÜR - İFTİRAYA CEVAP
Caminin egemen olduğu hiçbir ülkede demokrasi ve insan hakkı yoktur.
 Ülkeler sömürge, insanlar kuldur…
 Kadın köledir;
oy hakkı yoktur.
 Hıristiyan âleminin üçyüz yıl önce kırdığı, koparıp attığı zincirleri, İslam âlemi neden kıramaz; neden hala 16. yüzyılın değerleriyle yaşamakta ısrar eder?
Çünkü feodalite, statükonun ağababasıdır.
 Cami, statükonun kalesidir.
Emeğin, Hakkın değil, sömürünün ve egemenin yanında yer almış, yandaş olmuş, meşrulaştırma misyonuna soyunmuştur.
Değişim ve demokrasi karşıtıdır. Alevi nefreti, farklılıklara yönelen kırımlar, iftiralar hep cami ve Diyanet cemaatince üretilmiştir. Hiç mübalağa etmiyorum; objektif olmaya çalışarak, derinliğine bakın, çarpıcı gerçeği siz de göreceksiniz.
Geçen hafta medyada yine aynı mealde bir haber okuduk… Haber başlığı şöyleydi; “Aleviler mum söndü yapar!” 

YALANLAMA BEKLEDİM
Bekledim ki, ulemadan, cami cemaatinden, bunların örgütlerinden, “akil” adamlarından, şeyhlerinden, şıhlarından ve temel problem alanı olan Diyanetten; “bu yaptığınız ayıptır, iftiradır, bühtandır, bölücülüktür, alçaklığın da bir sınırı vardır, yapmayın” diyen biri çıksın… Çıkmadı… Alenen soruyorum: ne oldu size, insanlığınıza, itikadınıza? İçinizde Haktan yana hiç mi insan kalmadı? Yok!
Bu yaşa geldim, böyle bir Müslüman’a rastlamadım… Ya siz?
Azeri şair Sabir’i bilir misiniz? O’nun dizeleridir; “harda bir Müselman görirem gorhirem/ gorhirem aybalam gorhirem!”
Konuya dönelim; iftiranın sahibi olan alçak; Gemlik Endüstri Meslek Lisesi'nde din dersi öğretmeni. Yani bir kamu çalışanı… Ayrımcılık yaparak istikbal arayan tipik bir mürteci, bir cahil… Evet, keşke “öğretmen”, kadrosu verilen aşağılıkların sayısı, “bir iki cahil” deyip geçecek denli sınırlı olsaydı, ama öyle değil… Sürüyle… Bunlar, sanki öğretmen değil, eğitim-öğretim için okula gönderdiğimiz yavrularımıza işkence eden “dal grubunun” üyeleri! Akılları, insanlıkları, vicdanları alınmış onbinlerce kadavra!

SÜRÜ NEREDEN GÜÇ ALIYOR?  
Bilinen şeydir, sürü “elebaşını” gözler. Elebaşı ne yapar, nereye giderse, aynen taklit eder. Birazdan kurda yem olacağını düşünemediği için kurdun arkasından gider, ölür; öndeki koyunun boğulduğunu gördüğü halde arkasından gidenler de düşünmeden çaya da atlar, geberir... Dolaysıyla sürü; akla da, düşüne de ihtiyaç duymaz. Günümüzün ‘fenomeni’ de yobazın taklit ettiği bir numaralı örnek durumunda! Dolaysıyla bakan, müsteşar, vali, yargıç, savcı, okul müdürü, öğretmen O’nu takip ediyor.
Dünyanın en eski mesleği!” bile beş para etmiyor artık. Sürecin en karlı “mesleği”, Tayyip Beye yağdanlık yapmak, “Allah’la aldatmak” ve garibe vurmak… Meslekte yükselmek, para ve şöhret sahibi mi olmak istiyorsun? Okulun, apartmanın, bulunduğun kamu kurumunun, kışlanın bir bölümünü mescit yap, Atatürk resimlerini çöpe at, hatta bir de gazete muhabiri çağır, Atatürk’ün çöpteki resimlerini göster ve haber yaptır. Ramazan’da yemekhaneyi kapat, iftar çadırı kur… Hiç bişey bilmezsen tabeladaki T. C.’yi sök!
Ama başbakanı mutlu edecek bir eylem biçimi arıyorsan, Alevileri aşağıla, iftira et!
En mazlum, en mağdur, en sahipsiz, hak ve hukuku gözetilmeyen, örgütü, partisi, sahip çıkanı olmayan kesim kim; Aleviler… Çoluğu, çocuğu devlet zoruyla asimilasyona tabi tutulan, ibadethanesine, ibadetine hakaret edildiği halde kıyıcılığa, ahlaksızlığa, şiddete başvurmayan, yasadışına çıkmayan, vatana, millete, doğaya, dünyaya zarar vermeyen, yurttaşlık sorumluluğunu bihakkın yerine getiren kim; Aleviler. Demokrasiye, laikliğe, cumhuriyet değerlerine, insan haklarına en bağlı kesim kim; Aleviler… Diktatör heveslisine, çağdışı partilere oy vermeyen, zırnık bile koklatmayan kesim kim; aleviler…
O halde vur Alevi’ye! 


“MUM SÖNDÜ!”
Dinleyin mürteciler, aklı-fikri uçkurunda gezen sapıklar, hülleciler, beş karı peşinde olan, 12-13 yaşındaki kız çocuklarını alan-satan ahlak düşkünleri! Osmanlının sapık ilişki merkezleri olan medrese özlemcileri… İftira ve sapkınlıkta sınır tanımadığınıza, bu yazılanlara da itibar etmeyeceğinize şüphem yok ama yine de şu “mum söndü” iftiranıza, nereden çıktığına dair bir açıklık getirelim.
Cem, her aklına esenin girebileceği bir erkân değildir. Kaydı, kuralı, ciddiyeti, ahlakı, değerleri vardır.
Hırsız, namussuz, ırz düşkünü, haram yiyen, üzerinde kul hakkı bulunan, cem ehlinin rızasını alamayan, ağlattığını güldürmeyen, döktüğünü doldurmayan, özetle görümden geçmeyen hiç kimse, canlarla cem olamaz.
Görümden geçen, canların rızasını alıp yerine oturan herkes candır, canandır, bacı-kardeştir. Onbinlerce yıla dayanan kuralları, edebi- adabı vardır. Şamanın, zerdüştün, budanın Mavera-ün Nehir denilen coğrafyada yaşayan, başta Türkler olmak üzere bölge halklarının inançsal kültürünü sinesinde taşıyan koskoca bir altlıktan beslenir
Bu yüzden iddia ediyorum: cem ehlinin kov-gıybet yaptığı, diğer inançlara saldırdığı, buğuz ettiği, cem ibadetinden çıkıp insan yaktığı, insana kıydığı görülmemiştir. Bu suçlardan herhangi birini işleyene “düşkün denilir ve ‘döktüğünü doldurmadığı’ sürece ceme girmekten men edilir.
“Mum” dediğiniz nesnenin ibadethanemizdeki adı delildir. Delili, yani çerağı uyandırmak (yakmak), Alevi ibadetinin oniki hizmetinden biridir. Güneşi sembolize eder, kutsanır. Mekânın aydınlatılması için değil, gönüllerin aydınlanması için uyandırılır. Meydan evinde canların huzurunda hazırlanan çerağ, büyük bir huşu, törensellik ve düazlarla yerine konulur. Çerağ yerine konulurken bütün canlar ayaktadır. Eller göğüs üstünde, sağ ayak parmakları sol ayaküstünde, pür dikkat çerağ izlenir. Çerağın sönmesi, sönmesine neden olunması kötülüğe delalettir. Karanlığı ve kötülükleri kovan, evreni ve insanlığı aydınlatan güneş gibi, çerağ da canların gönlündeki karanlığı aydınlatır, kötülüğü kovar.
Gelenek (inanç), onbinlerce yıl öncesine dayanır. Abdulbaki Gölpınarlı hocanın bulgularına göre bu yüzden, ışığı kutsayan eski Türk boylarından bazılarına ışık taifesi denir ve bu sıfatın nedeni, işte bu törene ve ışığın kutsanmasına dayalıdır. Siz, Arap’ın geleneğini-ahlakını taklit etmek için birbirinizi kırarken, Aleviler, bu geleneği yaşar ve ısrarla yaşatır. 
MUM NEDEN SÖNDÜRÜLÜR?
Köy ya da kasabanın saygın insanları cem erkânının yürütülmesine dair karar vermişlerse, karar anında emniyet tedbirleri de konuşulur. Çünkü devleti elinde tutan devşirme ve köksüz Osmanlı’nın şer-i yasalarına göre Alevilik yasaktır. “İnancı fasik, yaşamı haramdır.” Bu yasağa dair binlerce ferman, hüküm, kadı fetvası vardır. Tedbir almamanız halinde, Osmanlı emniyet güçleri cem erkânını basar, “cem ehli” denilen insanları kadın, çocuk demeden toplayıp götürür, eza-cefa eder, çeşitli cezalara çarptırır veya katleder.
Bu yüzden Pir Sultan Abdal, Ebu Suud’un fetvalarına kızmış, esip-gürlemiş, hakaret etmiştir
Fetva verir yalan yulan
domuz gibi dağı dolan
sırtına vururum palan
senin gibi hayvan var mı?” 
Asker baskınından, haberdar olmak ve cem olan canlara haber vermek üzere araziye nöbetçiler konulur. Baskına gelenleri fark eden nöbetçi derhal harekete geçer ve arkadaşını köye gönderir. Haberi alan dede, cem erkânını olduğu yerde keser, canları sağ-salim hanelerine gönderir, bir duayla çerağı söndürür.
Çerağa “mum” diyen asker, ihbar edilen eve gelir, kontrol eder, karakola döner, gördüklerini amirine rapor eder. Özetle, “mumu söndürüp, dağılmışlar” der… Bu baskınlar, laikliğin kabulüyle sona erer ama bu kez de işte bu “mum söndü” iftiraları başlar. Ve Muaviye, Yezit, Mervan’ın yolunu benimseyenler, iftira etmeye, bölücülüğe, nefret saçmaya devam eder…
Yazı ağır mı olmuş? Ya muhatap edildiğimiz iftira; daha mı hafif?
http://www.odatv.com/n.php?n=aleviler-neden-mumu-sondurur-1404131200
Murtaza Demir
Odatv.com


30 Ekim 2013 Çarşamba

BABALARINIZ BELLİ OLMAYACAKTI

BABALARINIZ BELLİ OLMAYACAKTI
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK;
''BABALARINIZ BELLİ DİYE Mİ ATATÜRK'E DÜŞMANSINIZ?''

Bir Tv. programında izleyicilerin sorularını yanıtlayan İlahiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk, bir seyircinin "Mehdi kimdir, insan mıdır, ne zaman gelecek?" sorusu üzerine oldukca sinirlenerek,

Mehdi diye bir kavranım İslamiyet'te olmadığını söyleyen Öztürk, Mehdi kelimesinin Hıristiyanlıktan geldiğini ve "aydınlık önderi" demek olduğunu söyledi.


Dinde bunun temsilcisinin HZ. Muhammed olduğunu ve kitap olarak temsilcisinin Kuran'ı Kerim olduğunu belirten Öztürk,
"Mesih inancı kurtarıcı inancıdır; Emevi, Abbasi, Arap imparatorluklarının altında inim inim inleyenler bir kurtarıcı aradılar ve bunu çıkıp da Anadolu Kurtuluş Savaşı gibi mücadeleyle elde edemediler.

Niye böyle Atatürk'ten rahatsız oluyorlar?
İşi böyle gizeme mucizeye oralara havale etmedi. Çizmelerini giydi çıktı milletin önüne.

Dedi ki 'Ey millet mücadele edeceksin yoksa ırzın, namusun gider.'

Biz Mustafa Kemal derken,
Mustafa Kemal benim babamın oğlu mu?
Bana ev mi verdi,
apartman mı verdi, han mı verdi hamam mı?
Tam tersine Mustafa Kemal'i sevmemek her şeyi kazandırıyor bugün insanlara.

24 saat Mustafa Kemal'e küfür tezgahı kurulmuş Türkiye'de. Örtülü açık, sinsi, namertçe."


Cumhuriyet döneminde Mehdi var ise bir de Deccal lazım, Deccal kim o da Mustafa Kemal. Mustafa Kemal kadar taş düşsün sizin boynunuza. BABALARINIZ BELLİ OLDU DİYE Mİ MUSTAFA KEMAL'DEN RAHATSIZSINIZ? O OLMASAYDI KAZANACAĞINIZ BİR TEK ŞEY BUYDU, BABALARINIZ BELLİ OLMAYACAKTI.