23 Kasım 2013 Cumartesi

OSMANLI’DA İLK RASATHANE VE YIKILIŞI



OSMANLI’DA İLK RASATHANE VE YIKILIŞI
Rasathanenin yıkılış nedenlerinden biri  meleklerin bacakları gözleniyor

Rasathanenin kuruluşuna öncülük eden bilim adamı zamanın en ünlü matematikçi ve astronomi Takiyüddin er-Raşit’ti. Kendisi Mısır’da eğitimini tamamlamış bir süre kadılık ve müderrislik yaptıktan sonra III.Murat’ın müneccimbaşılığına terfi etmiştir.
Bu görevi sırasında III.Murat ile yakınlık kurmayı başaran Takiyüddin hükümdarın hocası Hoca Sadettin Efendi’nin desteği ile astronomi ve astrolojiye ilgi duyan padişahı rasathane konusunda ikna etti. Rasathane için gerekçe olarak Uluğ Bey’in rasatlarında bazı hatalar olmasını ve bu durumun da yapılacak yeni gözlemler ile düzeltilebileceğini göstermişti. III.Murat bu konuda Takiyüddin’e tam destek verdi.

Takiyüddin Tophane sırtlarında yapımına 1575 tarihinde başlanan ve 1577’de bir kısmı tamamlanan rasathanede gözlemlerine başladı. O, rasathanede araştırma ve gözlemler için gerekli bütün aletleri temin etmiş zengin bir de kütüphane oluşturmuştu.
 Rasathane iki ayrı binadan ve on altı personelden oluşuyordu.
Takiyüddin o zamana göre oldukça ileri teknik ve hesaplamalar kullanarak gözlemlerde bulunmuştur.
 Mesela Ekliptik ile ekvator düzlemi arasındaki açıyı bugünkine çok yakın şekilde 23 derece 28’ 40’’olarak hesaplamıştır. Yapılan gözlemler not edilmiş ve bu konuda önemli eserler oluşturulmuştur.
 Araştırmacılar Takiyüddinin, aynı dönemde yaşamış Danimarkalı astronom Tycho Brahe’den daha net ve daha kesin gözlemler yaptığına işaret ederler.

Ancak rasathanenin ömrü çok uzun olmadı.
Bazı devlet adamları Hoca Sadettin’in ve Takiyüddin’in ön plana çıkmasına tahammül edemediler.
 Rasathanenin uğursuzluk getireceği,
 ilk rasathaneyi kuran ve astronomi ile uğraşan Uluğ Bey’in sonunun da felaketle bittiği,
 o tarihlerde dünyanın çok yakınından geçen kuyruklu yıldızın ve Istanbulda baş gösteren veba salgınının bir uyarı olduğu
ayrıca Takiyüddin ve RASATHANE PERSONELİNİN MELEKLERİN BACAKLARINI GÖZLEDİĞİ yolundaki söylentiler kısa sürede rasathanenin sonunu getirdi.

Rasathane hakkında ki son hüküm
 zamanın ünlü Şeyhülislamı Kadızâde’den geldi. Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi III.Murat’a
 ‘’yıldızların gözleminin felaket getireceğini;
 göklerin sırlarını örten perdeyi kaldırmanın uğursuz bir haddini bilmezlik olduğunu;
 böyle bir gözlemevinin kurulduğu hiçbir devletin varlığını sürdüremediğini’’ söyledi.*

Padişah III. Murat bütün bu iddialara paralel olarak Kaptan-ı derya Kılıç Ali Paşa’dan İstanbul Rasathanesini bir gecede yok etmesini istedi.
Verilen bu emir gereği rasathane bir gecede 21 Ocak 1580’de yerle bir edildi. Rasathane ile ilgili ne varsa her şey yok edildi.

İstanbul Rasathanesinin çok başarılı çalışmalar yaparken asılsız isnatlar ile yok edilmesi olayının duraklama döneminin başlarına denk gelmesi duraklamanın nedenlerinin işaretlerinden sayılabilir mi, ne dersiniz?

İsmail Çal / Dünya Bülteni

http://www.guncelmersin.com/haberdetay.asp?ID=1459#.UP0O6ScrdI4


ANADOLU TARİHİ



ANADOLU TARİHİ
Bu gidişle , Türklüğünü kanıtla noktasına da geleceğiz , işte o zamannn bu bilgiler işimize yarayacak ????????
T.c yi kaldırıp , T.c ye ihanet edenler e ???????????????????????????

Türk milletinden olmayanlar , Türk milletine baş olmuş , T.c yi saddamın heykelini yıktıkları gibi yıktılar ???????????*
bunların karşısında ,kesinlikle mütevazı olamayız , yılgınnnnn olamayız ,
zira....

onbeş bin yıldır Anadoluda biz Türkler varız ?????????
siz 1071 tarihinde geldiniz diyenler,
içimizdeki yahudi tarihçilerdi !.. son gelen sizsiniz, kalkın gidin siz,  geleceğiz biz demek için,  yahudi tarihçiler bu balonu uçurdular !..
Çatalhöyük 12.000 yıl öncesine dayanır..
Hitit devleti ön Türklerdir...
o zaman Türklerin adı Etrak diye,
Türklüğü yok sayan yahudi ajanı tarihçileri içimizden temizleyelim !..
E'TRAKYA TÜRK ÜLKESİ DEMEKTİR...
E'TROYA TÜRK ŞEHRİ DEMEKTİR...

Troya savaşları Etrak-Türk Yunan savaşıdır..
yunanlılar Etrak Türklerle savaşarak,
ilk defa tarih sahnesine çıkmışlardır...
Sümer diye bir şey yoktur,
yahudi diliyle Sümer dedirttiler..
Sümerlerin adı,
kendi çivi yazılı tabletlerinde Etrak diye geçer !..
tarihinizi ajan tarihçilerden öğrenmeyiniz lütfen !..
onbeş bin yıldır Anadolu'da biz Tûrkler varız..!!!
Nisan 2005 de itü’de konferans veren avusturyalı yazar ve belgesel film yapımcısı erich feigl,konuşması­­nı söyle bitirdi:
 “bu topraklar size ait.
 sizler Anadolu’ya Malazgirt zaferiyle yerleşmediniz.
 Çatalhöyük’teki­­ arkeolojik bulgular, sizlerin 10.000 yıldan uzun süredir burada bulunduğunuzu kanıtlamaktadır­­.”

22 Kasım 2013 Cuma

KURTULUŞ SAVAŞININ HAİN HOCALARI VE GERÇEK HOCALARI



KURTULUŞ SAVAŞININ HAİN HOCALARI VE GERÇEK HOCALARI
KURTULUŞ SAVAŞI HAİN HOCALARI
DAMAT FERİT:
Padişahım ve benim yegane ümidimiz, Allahtan sonra ingilteredir ,
İSKİLİPLİ ATIF HOCA :
İslam kilidinin anahtarını ingiltere’nin güvenilir ellerine teslim etmekte İslam alemi için hiçbir tehlike yoktur.
Yunan askerlerine karşı gelmeyin onlar padişah efendimizin daveti üzerine ülkemizi işgale gelmişlerdir
  diye kurtuluş savaşında bildiri dağıttırarak  halka savaşmayın diye çaba göstermiştir
İskilipli  Âtıf HOCA  başında bulunduğu Teâlî-i İslam Cemiyeti'nin (ada bakın!) imkânlarını kullanarak İngiliz ve Yunan işgallerine karşı çıkılmaması için çalışmış, bu yolda hazırlattığı beyan-nameleri Türk köylerine dağıtmıştır. İstiklal mahkemesi İskilipli atıfı vatan hainliğinden asmıştır birilerinin mazlum gösterip şapka kanunundan asıldığı yalandır .
BABAESKİ MÜFTÜSÜ ALİ RIZA İLE ÂTIF HOCA  Millî Mücadele'de batı Anadolu'yu işgal etmiş olan YUNAN ORDUSUNA DİRENİLMEMESİ İÇİN FAALİYET GÖSTERDİKLERİ mahkemece belgelenmiştir.
BABAESKİ MÜFTÜSÜ ALİ RIZA :
 Yunan işgaline karşı çıkanları şikâyet ederek cezalandırdığı da belgelenmiştir. Bu müftü, Millî Mücadele devam ederken vatana ihanet suçundan on yıl ceza yemiş, fakat genel aftan yararlanarak kurtulmuştu. Daha sonra vatana ihanetten idam edilmiştir
SAİDİ NURSİ :

 Özgür kürdistanın tohumunu ekiyorum ,onu geliştirip büyütün
Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk’ün savaşması zor olmaz.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. “Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.
İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Bağdat’tan yazılan gizli raporunda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında Said-i Kürdi (Nursi)’nin de adı vardır.

SEYYİT RIZA : 
 Sene 1937... Mustafa Kemal, başbakan Celal Bayar'la birlikte Tunceli'ye gelip, Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü'nün açılışını yapacaktı. Köprünün ucunda karakol vardı. Basıldı. 33 asker şehit edildi. Peşinden... Telefon hatları kesildi, pusular kuruldu, Mazgirt Köprüsü havaya uçuruldu, jandarma taburu vuruldu, 56 asker daha şehit oldu.
Film koptu.
Elebaşı Seyit Rıza'ydı...
Başbakanımızın "hikâyesi yürek burkucudur" dediği Seyit Rıza.
Kukla'ydı...
Kendisini oynatanların ipleri bıraktığını hissedince, paniğe kapıldı, İngiltere Dışişleri Bakanı'na mektup yazdı,
Suriye'deki İngiliz Elçiliği'ne gönderdi.

ANADOLU ÇORAK TOPRAK KÜRDİSTAN BEREKETLİ
Yalvaran mektubunda, Anadolu için "çorak toprak" derken, "Kürdistan bereketli toprak diyordu... "Sayın ekselansları" diye başlıyor, "Türk Hükümeti yaptığı anlaşmalar sayesinde dış baskılardan kurtuldu, Dersim'e girmeye kalkıştı, Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık, direnişimiz karşısında Türk uçakları bombalamaya başladı" diye vaziyeti anlatıyor, "sayın ekselanslarına sesleniyorum, hükümetinizin yüksek manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı istirham ediyorum, en derin saygılarımın kabulünü rica ediyorum" diye bitiriyor, "Seyid Rıza" diye imzalıyordu.

seyit rıza'yı masum göstermeye çalışıyorlar

Hal böyleyken... Seyit Rıza'yı "masum" göstermeye çalışan arkadaşlar, böyle bir mektubun asla varolmadığını iddia ediyor. Altında kabak gibi "Seyid Rıza" imzası bulunmasına rağmen, Seyit Rıza yazmadı, Nuri Dersimi yazdı diyorlar. Üstelik, sanki Fransa babamızın oğluymuş gibi, "o mektup Fransa'ya yazıldı, Fransa Devlet Arşivleri'nden doğrulamak mümkün" diyorlar.


Gel gör ki...

Londra'da The National Archives diye bi yer var. İngiltere devlet arşivi... Kayıt ofisine gidiyorsun, "FO 371/20864/E5529" numaralı belgeyi rica edebilir miyim kardeş diyorsun, hay hay deyip, yukardaki mektubu veriyorlar. 50 pens filan, fotokopisini alabiliyorsun.

cumhurbaşkanı frak giymişken o mektubu alabilir

Demem o ki.
Taa 1937'ye gitmek zor ama...
Buckhingham Sarayı'yla The National
Archives'in arası metroyla üç dakka.

Hazır, frak giyerek yakasına şövalye nişanını takan Cumhurbaşkanımız ordayken... Yemekte Windsor kuzusu ikram eden Kraliçe'ye "tarihimizle yüzleşelim" dese fena olmaz yani.



KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLU’DA GERÇEK DİN ADAMLARI DİRENİŞ HAZIRLIKLARI
Anadolu’nun işgali üzerine “gerçek din adamları” ya silaha sarılarak ya da cami cami dolaşarak halkı “kurtuluş için” harekete geçirmeye çalışmıştır. Hatta birçok din adamı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurarak bölgesinde silahlı direniş başlatmıştır. Kurtuluş Savaşı başlarında kurulan 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde 84 din adamı yönetici durumundadır. Ayrıca bu 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin 16’sının başkanı din adamıdır.

ESAT HOCANIN AYDINI ZİYARET EDEN HEYET-İ NASİHAYA(o zamanki akil adamalar) CEVABI
“Sebeb-i teşrifinizi bildiğimiz için istikbalinize varamadık.

Bizim nasihata ihtiyacımız yoktur.

Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor? Eğer siz söylüyorsanız bütün cihan umumî efkârına siz ilân ve tebliğ etmiş oluyorsunuz.

Bu havaliyi gezeceksiniz, Hıristiyan mahalleleri mamur ve âbâdân (şen, bayındır), İslâm mahalleleri ise muhtac-ı ümrandır.

Biz Türkler, cephelerde harp edip aziz vatanımızı korumaya çalışırken, onlar fabrikalar kurmuşlar, bağlar, bahçeler içinde yaşarlar.

Servet, saadet, refah her şey onlarda, fakr-ü zaruret Türkler'de toplanıyor.

Nasihati bizlere değil, bizi iktisaden öldürmeye çalışan zümreye vermeniz lâzımdır.”
Esat Hoca (daha sonra Aydın milletvekili olan Mehmet Esat İleri)
29.04.1919, Aydın'ı ziyaret eden Heyet-i Nasiha'ya (o zamanın "akil"leri) hitaben...
KAHRAMAN MARAŞ ULUCAMİ  İMAMI RIDVAN HOCA
Cuma namazı hür insanlar için farzdı.Kalesinde kendi bayrağı dalgalanmayan bir memlekette  Cuma namazı kılınmaz.
Kahraman Maraş ulu cami imamı Rıdvan Hoca  1920 Cuma hutbesi



Denizli Müftüsü AHMET HULUSİ EFENDİ : Denizlide kuvvayi milliyeyi örgütledi ,düşmana  atacak silah yoksa ,yerden üç taş alın üzerlerine  fırlatın diye fetva yayınladı .
DİĞER HOCA VE İMAMLAR
Ankara’da Müftü Rıfat Börekçi,
Afyon’da Müftü Sait Efendi,
Amasya’da Müftü Hacı Tevfik Efendi,
 Bilecik’te Müftü Mehmet Şükrü Efendi,
Bolu’da Müderris Kürtzade Mehmet Sıtkı Efendi,
 Çankırı’da Müftü Bekirzade Ata Efendi,
 Denizli’de Ahmet Hulusi Efendi,
Erzurum’da Hoca Raif Efendi,
Hakkari’de Müftü Ziyaeddin Efendi,
 Isparta’da Şeyh Ali Efendi
canla başla Mustafa Kemal’e ve Türk Kurtuluş Savaşı’na destek olurken, Said-i Nursi yine ortalarda yoktur. Bu sırada Said-i Nursi, İstanbul’da, Kürdistan Teali Cemiyeti’ni ve Kürt Neşriyat Cemiyeti’ni kurmakla meşguldür.
“Kuvvacı din adamları” birçok yerel kongrenin de aktif katılımcılarıdır. Örneğin, 26-30 Temmuz 1919 tarihleri arasındaki Balıkesir Kongresi’ne katılan 48 delegenin 13’ü, mahalli müftü ve müderrislerden oluşmaktadır. 10-23 Mart 1920 tarihleri arasında toplanan V. Balıkesir Kongresi’ne katılan 60 delegenin yarıya yakını, müftü, vaiz ve müderrislerden oluşmaktadır.16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Alaşehir Kongresi’ne katılan 45 delegenin 9’u müftü ve müderristir. 6-9 Ağustos 1919, 19 Eylül 1919 ve 6 Ekim 1919 tarihleri arasında toplanan Nazilli Kongresi’ne Eşme Müftüsü Nazif Efendi, Isparta Müftüsü Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi, Karacasu Müftüsü Mustafa Hulusi Efendi, Bozdoğan Müftüsü Mehmet Efendi, Sarayköy Müftüsü Ahmet Şükrü Efendi, Isparta’dan müderris Ali Efendi, Tavas’tan Bektaşi Dedesi Mazlum Baba gibi birçok din adamı katılmıştır. 18 Ağustos 1919’da toplanan Muğla Kongresi’ne ise başta Müftü Zeki Efendi ve Hafız Emin Efendi olmak üzere çok sayıda din adamı katılmıştır. 5 Ağustos 1920 ve 8 Ekim 1920 tarihleri arasında toplanan Pozantı Kongresi’nde de din adamlarının çokluğu dikkat çekicidir. Ayrıca Erzurum ve Sivas Kongreleri’ne de çok sayıda din adamı katılmıştır.

Kuvvacı din adamları, işgallere karşı halkı örgütlemek için düzenlenen yerel kongrelere katılırken Said-i Nursi nerededir? O günlerde Said-i Nursi İstanbul’da Kurtuluş Savaşı’yla ilgisi olmayan Müderrisler Cemiyeti (Teali İslam Cemiyeti), Yeşilay Cemiyeti ve Darül Hikmet’ül İslam gibi örgütlerde, kuruluşlarda yer almıştır.

KURTULUŞ SAVAŞINDA LİBYALI ŞEYH AHMET SUNUSİ GÜNEYDOĞU’DA CAMİ CAMİ GEZEREREK HALKI ÖRGÜTLEMŞTİR

Kurtuluş Savaşı’na destek veren sadece Türk din adamları değildir, bazı yabancı Müslüman din adamları da Kurtuluş Savaşı’na destek vermiştir. Örneğin,
 Iraklı Uceymi Paşa,
 Hindistanlı Muhammed Ali
 ve Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi bu din adamlarından ve Müslüman önderlerden birkaçıdır.

Özellikle Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi’nin Kurtuluş Savaşı’na verdiği destek çok önemlidir. Mustafa Kemal, İngilizlerin ve Fransızların, Kürtleri Türklere ve Milli Harekete karşı kışkırtmalarını önlemek, İngiliz ajanlarının Kürt bölgelerindeki ayrılıkçı faaliyetlerine engel olmak ve Kürtleri Milli Hareket’e kazandırmak için gerek Güneydoğu Anadolu’da gerekse Kuzey Irak’ta çok iyi tanınan Şeyh Ahmet Sünusi’yi görevlendirmiştir.
Mustafa Kemal, Şeyh Ahmet Sunusi’yi “genel vaaz” olarak görevlendirmiştir. Sunusi, Mustafa Kemal’den aldığı bu görevle, özellikle Güneydoğu Anadolu’da çeşitli illerde camilerde vaazlar vererek, Kürtleri, Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır. Her gittiği yerde beyazlara sarılmış olarak verdiği vaazlar ve hutbeler çok etkili olmuş, önde gelen Kürt aşiret reisleri Milli Harekete katılmaya başlamıştır. Ahmet Sunusi, Urfa, Diyarbakır, Mardin’de cami cami, köy köy gezerek halkı Mustafa Kemal’in arkasında Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır
CUMHURİYET DÖNEMİ  DİN SÖMÜRÜCÜLERİ
FETULLAH GÜLEN : Amerika dünya gemisinin kaptanıdır ,onunla iyi geçinmek lazım
Said-i Nursi’nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar, Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılard ır. Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşan bu grubun en tanınan şirketleri ise Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonudur. Finans sektöründe Asya Finans eğitim sektöründe ise yurdun her tarafına yayılmış olan dersaneler ve Fatih Üniversitesi ile faaliyet göstermektedir. Bu dershaneler ve üniversite Fethullahçılar için bir numaralı insan kaynağıdır.
çok sayıda tarikat cumhuriyet düşmanlığı yapıyor 

SAKIZIN FAYDALARI VE ZARARLARI


SAKIZIN FAYDALARI VE ZARARLARI
Çoğumuzun her gün en az 1 tane çiğnediği sakızın ne faydaları var bir bilseniz!
İŞTE SAKIZIN İNSAN HAYATINA FAYDALARI.
Birçok tüketici şekersiz sakız çiğnemenin diş çürüklerini önlediğini ve nefesi ferahlattığını biliyor.
Ama yeni araştırmalar gösteriyor ki sakız kilo kontrolünde de yardımcı olarak kullanılabilir,
odaklanmayı, uyanıklığı ve konsantrasyonu artırır ve hayatın günlük stresini azaltır. İşte sakızın yararları.

1-Kilo kontrolüne yardımcı olur:
 Sakız pratik, ucuz ve düşük kalorilidir. Şekerli bir sakız yaklaşık 5 -10 kaloridir. Şekersiz olanlar da tercih edilebilir. Sakız, atıştırmayı engellemek ve kalori alımını azaltmak için harika bir yoldur. İştahı azaltır: Sakız çiğnemek iştah kontrolü sağlamaya yardımcıdır. Appetite iştah dergisinde 2007 yılında yayımlanmış çalışma gösteriyor ki öğleden sonra yapılan atıştırma öncesi sakız çiğnemek, açlığı ve kalori alımını azaltmaya yardımcı oluyor.Öğünde daha az yemeye sebep olur: Yapılan bir çalışmada akşamüstü ara öğününden önceki üç saatlik bir zaman diliminde bir saat aralıklarla 15 dakika sakız çiğneyen yetişkinler, sakız çiğnemeyenlere göre ara öğünlerinde 36 kalori daha az yedikleri gözlenmiştir.

Sakızın şekersiz ya da normal olması ise bir şey fark ettirmiyor ve her ikisi de az yemeye yardımcı oluyor. Atıştırma olarak seçenek olabilir: Sakız çiğnemek düşük kalorili olduğu gibi, yüksek kalorili atıştırmaların yerine de geçebilir. Özellikle, 140 kalorilik 1 veya 2 parça çikolatalı kurabiye yerine 2 parça 20 kalorilik sakız çiğneyerek, 120 kalori kazanç sağlayabilirsiniz.Kalori harcatır:

Mayo Clinic Uzmanları yaptıkları bir deneyde, sakız çiğnemenin saatte 11 kalori yakımını sağladığını hesaplamışlardır..
2- Konsantrasyonu artırır ve stresi hafifletir:
Konsantrasyonu arttırmanın ve gerginliğinizi hafifletmenin basit yollarını arıyorsanız, Sakız çiğnemek en kolay yollardan biri olacaktır. Çalışmalara göre sakız çiğnemek uyanıklığı ve konsantrasyonu arttırıyor ve hayatın günlük stresini azaltıcı yönde etki gösteriyor...
3-Dikkat dağınıklığı ve kas hareketi
Dikkat dağınıklığına kas hareketinin neden olup olmadığını doğrulamak için de araştırmacılar, katılımcılardan sakız çiğnerken masaya parmaklarıyla hızlı hızlı vurmalarını istedi ve aynı etkiyi tespit etti..
 4-Hafızaya iyi geliyor
Daha önce yapılan araştırmalar, sakız çiğnemenin hafıza iyi gelebileceğini göstermişti.

Olumlu etkilerin nedeni "açık olmasa" da, bazı araştırmacılar, çiğnemenin beyindeki kan dolaşımını iyileştirdiğini, bazıları tadın hafızada olumlu rol oynadığını belirtmişti.
5-Beyne giden kanı artırıyor:
 Birçok sporcu ve koçları oyun sırasında sakin kalabilmek ve gerginliği azaltmak için sakız çiğnemeyi tercih etmektedir.

Aynı zamanda bazı öğretmenler de okullarda sakız çiğneme kuralının değiştirilmesini ve çocukların sınav sırasında sakız çiğnemesinin onların uyanıklığını ve konsantrasyonunu daha iyi sağlayacağını savunmaktadır.
Son yapılan araştırmalarsa sakız çiğnemenin, damarlardan beyne giden kan akımını yüzde 25 oranında artırdığını gösteriyor.
 6-öğrenme ,akılda tutma,bilgiye erişme yeteneği
Appetite iştah dergisinde 2002 yılında yayımlanmış bir başka çalışma gösteriyor ki sakız çiğnemek bireylerin öğrenme, akılda tutma ve bilgiye erişme yeteneğini de artırıyor. Ağız ve diş sağlığını destekliyor:
7-Nefesi ferah tutuyor
Sakız çiğnemenin, nefesimizi ferah tutmaya yardımcı olduğu herkes tarafından bilinmektedir.
 Bunun yanında vücuttaki en güçlü savunma mekanizması olan tükürük salgısını da artırır. Bu nedenle gün içinde sakız çiğnemek iyi bir seçenek olacaktır.

8-Şekersiz sakız daha faydalı
Şekersiz sakız, ağız sağlığını birçok yönden destekler. Plaklarının ve çürüklerin oluşumunu önler, diş minesinde mineral bozukluklarını onarır, diş lekelerinin oluşumunu önler, olanları azaltır.


SAKIZIN ZARARLARI


Çocuk yaşlarda kazanılan ve olgunluk çağına gelene dek vazgeçilmesi zor olan alışkanlıklarımızdan bir tanesidir sakız çiğnemek.
 Eski zamanlarda, herhangi bir zararı olmayan sakızın günümüzde içerisinde bulunan birtakım katkı maddeleri sebebiyle oldukça ciddi zararlara yol açılabileceğı uzmanlar tarafından araştırılmış ve kanıtlanmıştır.
Sakızın zararlarının yol açtığı rahatsızlıklar, tedavisi mümkün olan rahatsızlıklardır ancak bu gibi durumlarda sakız kullanımının bırakılması gerekmektedir.
Gündelik yaşantımızda fark edilemese de, sakız 10 kişiden 7′sinin çantasında, çalışma masasında, ceplerinde, arabasında bulunan rahatlatıcı bir alışkanlıktır. Kimi kişiler ise, sigaranın zararlarına karşı açtığı savaşta, silah olarak sakızı tercih ederler. Sigarayı bırakmak için, sakızın zararlarından habersiz sakız kullanımını sıklaştırırlar. Maalesef ki bu da yanlış bir tercihtir.
Peki nedir sakızın zararları ? Böylesine masum görülen sakızın içerisinde ne olabilir ki insan vücudunu ve sağlığını tehdite düşürecek?
Sakızın içerisindeki maddeleri tanımlayarak sakız çiğnemenin zararlarını hep birlikte gözden geçirelim..
1-Çoğu sakızın içerisinde bulunan sorbitol isimli tatlandırıcı madde, ince bağırsak tarafından çok zor emilimi olan bir maddedir. Eşdeğerde rahatsızlıkları olan iki bayan üzerine kurulmuş bir araştırmada ki bu rahatsızlıkların başında aşırı kilo kaybı, şiddetli karın ağrısı ve diyare bulunmaktadır. Araştırmanın sonucunda bu iki bayanda da bünyelerinde bulunan sorbitol isimli maddenin rahatsızlığa sebep olduğu tespit edilmiştir. Araştırmayı daha da detaylandırırsak iki bayanında sakız bağımlısı olduğu ortaya çıkmış ve sakız çiğnemenin zararlı bir alışkanlık olduğunu kanıtlamıştır.
 Peki sakızın zararları bu kadar mı ?
Kesinlikle değil.. Sadece sorbitol bulunmuyor sakızın içerisinde, diğer maddelere de kısaca değineceğiz.
2-Aspartam ; kansere yol açabilen tatlandırıcı madde. İnsan üzerinde etkileri, baş dönmesi , kısırlık, adet düzensizliği, bulantı.. Aynı zamanda sadece sakızlarda değil diğer tüketim ürünlerinde de bu maddeden bulunmaktadır. Şekerleme ve çikolatalar gibi…
3-Sukraloz ; günümüzde en son çıkan tatlandırıcılardan biridir. Normal şekere oranla 600 kat daha etkili bir tatlandırıcı olarak bilinir. Kanserojen ağırlıklıdır.
4-Mannitol ; öldürücü derecede kalp krizlerine sebebiyet verebilir. Sistemi üzerinde tahribatlara yol açabilir.
5-Msg ; tatlandırıcı özelliği olmayan bu madde insanlar üzerinde bulunan tat alma duyusunu tetikler. Ve yediğimiz ürünlerin lezzetini arttıran bir özellik kazandırır. Kalpte ritim bozukluklarına, çarpıntıya, nörolojik rahatsızlıklara yol açabilmektedir.
Saymış olduğumuz bu maddeler, sadece en önemlileridir. Bunlara benzer daha birçok katkı maddeleri kullanılmakta ve biz tüketicilere sunularak beden sağlığımızı risk altına sokmaktadır.
Bu sebeple alışverişlerimizde, belkide çoğumuz yapmadığı bir alışkanlığı başlatmamız ve aldığımız besinlerin içerisindeki katkı maddelerini, ürünü almadan gözden geçirmemiz gerekmektedir.
Sakızın zararları bitmedi.. O da neymiş o kadar.. Daha neler.. Dediğinizi duyar gibiyiz. Ancak sakız çiğnemeyi seven çoğu kişiden birkaçı olarak sizlere bunları açıklamak ve araştırmakla yükümlü tutmaktayız kendimizi.
Sakız çiğnemenin zararları üzerinde durduk bir de SAKIZ YUTMAK VAR değil mi? Sakız yutmanın zararları çok daha ciddi boyutlarda rahatsızlıklara neden olabilir.
Özellikle çocuklar tarafından bu alışkanlığın kazanılması, mutlaka engellenmelidir. Çocuk sağlığı üzerine yapılan araştırmalar sonucu, hazırlanan bir makalede 3 ayrı vakaadan söz edilmektedir.
İlki 4,5 yaşında bir erkek çocuğu 2 yaşından beri kazanmış olduğu sakız çiğneme alışkanlığı, sonunda 7 adet sakızın birden arka arkaya yutmaya çalışması sonucunda, boğazında tıkanıklığa yol açtığı ve doktorların son anda müdahale ile ellerini boğazına sokarak temizleyebildiği can alıcı bir vakaadır.
İkincisi; 1,5 yaşındaki bir çocuğun, sakızın içerisine oyun yaparak paraları sarıp yutması sonucunda acil servise kaldırılmak zorunda kalan vakaadır.
Bir diğeri ise; yine 4 yaşında sakızı yiyerek tüketen ve zamanla midesinde farklı sakızlardan kütle oluşan ameliyatla kurtarılan farklı bir çocuktur.
Malesef tüm bu anlatılanlar sakızın gözümüzde oluşan sempatisini tamamen yok ediyor. Sakız çiğnemekte, sakızı yutmakta oldukça zararlıdır.
Son olarak sakızın geçmişten günümüze kadar tarihçesini araştırmanızı tavsiye ederiz. Bir zamanlar araba lastiği üretici bir firmanın yanlışlıkla bulduğu bir madde sonucunda, tatlandırıcılarla oluşturulan sakızın meydana çıkış şekli oldukça ilginçtir.
Sağlıklı günler dileriz.