hain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2013 Cumartesi

ŞEYH SAİD VE SAİDİ KÜRDİ



ŞEYH SAİD VE SAİDİ KÜRDİ 

SAİD-İ KÜRDİ'NİN İHANETİ
Said-i Kürdi sadece Türk düşmanı bir Kürtçü değil, Atatürk'e "deccal" diyecek kadar ileri giden bir gericidir aynı zamanda.
Türk milleti 1919'da işgalci güçlere karşı Milli Mücadele'ye girişirken, Said-i Kürdi "İkdam" isimli gazetede, İngilizlere karşı gelinmemesini istemekte, İngiliz emperyalizmine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Kuvayı Milliyecilere ise "eşkıya" ve "alçak" diyerek saldırmaktadır.
Said-i Kürdi, Cumhuriyet'in ilanından sonra da faaliyetlerini sürdürmüş ve 1925'te İngilizlerle Musul için görüşmeler yaptığımız bir dönemde, Şeyh Sait'le birlikte isyan etmiş ve Türk devleti, İngiliz destekli bu isyanla uğraşırken, Türk yurdu Musul'u masa başında İngilizlere bırakmak zorunda kalmıştır.
Said-i Kürdi'nin "Birader-i azamım" dediği Şeyh Sait ayaklanmasının lideri Molla Sait de, "Bir Türk'ü öldürmek yetmiş gavuru öldürmekten daha sevaptır" diyecek kadar azılı bir Türk düşmanıdır.
Şeyh Sait, ayaklanmanın bedelini asılarak ödemiş, "kardeşi" Said-i Kürdi ise ortalık duruluncaya kadar, mecburen "Kürdi"likten vazgeçip "Nursi" olarak yoluna devam etmiştir. Gericiliğin her zamanki taktiği olan "takiyye"yi uygulamıştır.

Ancak bütün yaşamı boyunca Cumhuriyet'e ve Türklüğe düşmanlık çizgisinden milim sapmamıştır.





İNGİLİZ HAYRANI ŞEYH SAİD



Özgür kürdistanın tohumunu ekiyorum ,onu geliştirip büyütün

"Bir Türk'ü öldürmek yetmiş gavuru öldürmekten daha sevaptır AZILI BİR Türk düşmanıdır

Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk’ün savaşması zor olmaz.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. “Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.

İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Bağdat’tan yazılan gizli raporunda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında Said-i Kürdi (Nursi)’nin de adı vardır.

 ŞEYH SAİD HÜR ADAM’IN ATATÜRK ‘E HAKARETİ
Geçtiğimiz günlerde, Said-i Nursi’nin, 23 Kasım 1922'de Mustafa Kemal’e yazdığı bir mektup ortaya çıktı. Bu mektupta Mustafa Kemal’e: "İslam âlemi kahramanı Paşa Hazretleri" diye hitap eden Said-i Nursi, Atatürk öldükten sonra kaleme aldığı anılarında da bu mektuptan söz etmiştir; ama mektubun girişindeki Mustafa Kemal’e yönelik “saygı ve övgü dolu” ifadelerini sansürlemiştir. 1922’de Mustafa Kemal’e “İslam aleminin kahramanı Paşa hazretleri” diye methiyeler dizen Said-i Nursi, Atatürk’ün ölümünden sonra kaleme aldığı anılarında ve yazılarında Atatürk’e “deccal ve süfyan” demekten çekinmemiştir: Said-i Nursi Redoks’ta, Ankara’ya ikinci kez çağrıldığında neden gitmediğini açıklarken “…Ben Beşinci Şua aslının verdiği haberin bir kısmını orada bir adamda (Atatürk) gördüm. Mecburiyetle o çok ehemmiyetli vazifeleri bıraktım” diyerek 5. Şua’daki “Süfyan”ın Atatürk olduğunu ima etmiş ve “SÜFYAN ve bir İslam DECCALİNİN Mustafa Kemal olduğu Beşinci Şua’da anlaşılıyor”[37] diyerek de açıkça Atatürk’e süfyan ve deccal demiştir. 
Görüldüğü gibi Said-i Nursi’nin Kurtuluş Savaşı’na “büyük bir katkısı” hatta “bir katkısı” yoktur. Hürriyet mücadelesi sırasında işgal altındaki bir şehirde, İstanbul-Çamlıca’da bir evde bazı kitaplar yazan, bazı cemiyetlere üye olan ve bazı ruhsal değişimler, dönüşümler yaşayan Said-i Nursi’ye “Hür Adam” demek, Kurtuluş Savaşı’nın gerçek “Hür Adam”larına saygısızlıktan başka bir şey değildir.



19 Aralık 2013 Perşembe

BİR TÜRKMEN ALEVİSİ KATİLİ KÜRT LİDER İDRİS-İ BİTLİSİ…

 BİR TÜRKMEN ALEVİSİ KATİLİ  KÜRT LİDER İDRİS-İ BİTLİSİ…
Bugün Güneydoğu ve Doğu Anadoluda Kürtnüfusun varlığının sebebi olan Türk düşmanı
iblistir, İdris-i Bitlisidir.Bölgede hüküm süren Akkoyunlu ve Safevilerin Türk dilinin yöreye hakim olmasından rahatsızlık duyan Kürt mollası İdris-İ Bitlisi; Osmanlılar ile işbirliği yaparak Türkmenler’den intikam alır. Yavuz Selim’e kadar Doğu Anadolu’da Türkmen hakimiyeti vardır. Yavuz ise, Şafi mezhebinden Nakşibendi tarikatından Kürt mollası şeyh İdris-i Bitlisi’nin önerisi ve planlamasıyla doğu ve güney Anadolu’da Türkmenler katledilmişler, kurtulanlar ise Azerbaycan’a kaçmışlardır. Türkmenlerin hakim oldukları idari beylikler ve toprakları, Yavuz’un imzaladığı boş fermanları, İdris-i Bitlisi doldurarak kürt aşiret reisine ve ağalarına vermiştir. böylelikle bugünkü doğudaki feodalizmin temelleri atılmıştır. İdrîs-i Bitlîsi “selim şah-name” adlı eserinde; başta Diyarbekir olmak üzere Kürdistan memleketinde “Kürt beyleri ve Kürt taifesinin mülk, millet, mezhep ve irsi bağlarının” nasıl güçlendirdiğini anlatırken, şehir ve yöre adlarını tek tek vererek Kızılbaş Türkmenleri de nasıl katlettiklerini “Allah’ın ve Padişah’ın yanında olan bir molla olarak” zevkle ve kana susamış bir vampir edasıyla anlatmaktadır.
Kanuni Sultan Süleyman fermannamesinde aynen
şöyle diyor:
Bey öldüğünde, eyaleti kaldırmayıp bütün
hududu ile mülkname’yi humayun uyarınca oğlu
bir ise, o’na kalacak, eğer müteadit ise, istekleri
üzerine kale ve yerleri, aralarında paylaşacaklardır
Uzlaşmazlarsa Kürdistan beyleri nasıl münasip
görürlerse öyle yapacaklar ve mülkiyet yoluyla
bunlara ebediyete kadar ila ebeddevran mutaarrır
olacaklardır. Eğer bey, varissiz, akrabasız ölmüş
ise,o zaman eyaleti, hariçten ve yabancılardan
hiç kimseye verilmiyecek, Kürdistan beyleri ile
görüşülüp ve ittifak edilip, onlar bölgenin
beylerinden veya beyzadelerinden her kimi uygun
görürlerse, ona tevcih edilecektir. (hükmi şerif
topkapı sarayı müzesi arşivi, e. 11960 sayı
istanbul)
Kürt-Osmanlı antlaşmasının mimarı Mevlana İdris’tir. Bu anlaşmayı kabul eden ve gerekli bulan
Yavuz Sultan Selim’dir.
Sultan Selim, İdris’e;
“-Git Kürdistan beylerini ve emirlerini topla, kendi aralarında bir beylerbeyi seçsinler” demişti.
Mevlana İdris ise, Kürt beylerini çok iyi tanıdığı miçin kestirmeden bir beylerbeyi sultan’dan istemiş
ve Bıyıklı Mehmet Paşa’yı tavsiye ederek bu işi noktalamış idi. Yavuz Selim’in önce Erzincan valiliğine atadığı, sonradan da bütün doğu ve güney doğuya bakmak kaydı ile Diyarbakır eyaletine getirdiği
Diyarbakırlı Kürt Bıyıklı Mehmet Paşa ve danışmanı  Bitlisli Molla İdris, bütün bölgeyi
Türkler’den temizlerler ve yüz bin Kızılbaş Türk’ü  katlederler
.
Bölgeden kaçamayan Türkler de kendilerini kürt olduklarını söyleyerek kalırlar,(bu gün güneydoğuda varlığını sürdüren Karakeçili Aşireti Kayı boyunu oluşturan 5 aşiretten biri olmasına rağmen Kürtleşmiş ve kendini Kürt olarak tanımlar olmuştur.) baskılar sonucu da gerçekten
Kürtleşirler. Doğu sınırlarını Türklere kapatan Yavuz; korumalığını da kürt aşiretlerine bırakır. 1517’de Yavuz Selim’in Mısır’ı alması ve 74. İslâm halifesi olması ile Sünnilik resmi ideoloji haline gelir ve
İslâmi devlet kimliği oluşur.

Bu tarihten sonra Araplar, Osmanlı Devleti’nin yaşamı boyunca diğer halklardan üstün ve gözde
konumlarına devam ederler. Türk ulusal kimliği, bozkırdaki Türkmenlerde yaşar ve ozanları
Türkçe’yi geliştirir. Osmanlı sarayı ise giderek  soysuzlaşır ve yapay “Osmanlıca” denen yazı dili
hakim olur.
Bu nedenle Prof.dr. Faruk Sümer, Safaviler için, “Osmanlılar’dan daha fazla Türktür” demektedir. Divan-ı hümayun yazarlarından hafız Ahmet Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde
 Türk’e ve
Türklüğe şu şekilde saldırmaktan geri kalmamıştır;
Sakın Türk’ü insan sanma
Bir an bile olsa Türk’le birlikte olma
Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur.
Türk’ün başını kesenken sakın gam yeme
Baban da olsa Türk’ü öldür.


22 Kasım 2013 Cuma

KURTULUŞ SAVAŞININ HAİN HOCALARI VE GERÇEK HOCALARI



KURTULUŞ SAVAŞININ HAİN HOCALARI VE GERÇEK HOCALARI
KURTULUŞ SAVAŞI HAİN HOCALARI
DAMAT FERİT:
Padişahım ve benim yegane ümidimiz, Allahtan sonra ingilteredir ,
İSKİLİPLİ ATIF HOCA :
İslam kilidinin anahtarını ingiltere’nin güvenilir ellerine teslim etmekte İslam alemi için hiçbir tehlike yoktur.
Yunan askerlerine karşı gelmeyin onlar padişah efendimizin daveti üzerine ülkemizi işgale gelmişlerdir
  diye kurtuluş savaşında bildiri dağıttırarak  halka savaşmayın diye çaba göstermiştir
İskilipli  Âtıf HOCA  başında bulunduğu Teâlî-i İslam Cemiyeti'nin (ada bakın!) imkânlarını kullanarak İngiliz ve Yunan işgallerine karşı çıkılmaması için çalışmış, bu yolda hazırlattığı beyan-nameleri Türk köylerine dağıtmıştır. İstiklal mahkemesi İskilipli atıfı vatan hainliğinden asmıştır birilerinin mazlum gösterip şapka kanunundan asıldığı yalandır .
BABAESKİ MÜFTÜSÜ ALİ RIZA İLE ÂTIF HOCA  Millî Mücadele'de batı Anadolu'yu işgal etmiş olan YUNAN ORDUSUNA DİRENİLMEMESİ İÇİN FAALİYET GÖSTERDİKLERİ mahkemece belgelenmiştir.
BABAESKİ MÜFTÜSÜ ALİ RIZA :
 Yunan işgaline karşı çıkanları şikâyet ederek cezalandırdığı da belgelenmiştir. Bu müftü, Millî Mücadele devam ederken vatana ihanet suçundan on yıl ceza yemiş, fakat genel aftan yararlanarak kurtulmuştu. Daha sonra vatana ihanetten idam edilmiştir
SAİDİ NURSİ :

 Özgür kürdistanın tohumunu ekiyorum ,onu geliştirip büyütün
Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk’ün savaşması zor olmaz.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. “Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.
İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Bağdat’tan yazılan gizli raporunda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında Said-i Kürdi (Nursi)’nin de adı vardır.

SEYYİT RIZA : 
 Sene 1937... Mustafa Kemal, başbakan Celal Bayar'la birlikte Tunceli'ye gelip, Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü'nün açılışını yapacaktı. Köprünün ucunda karakol vardı. Basıldı. 33 asker şehit edildi. Peşinden... Telefon hatları kesildi, pusular kuruldu, Mazgirt Köprüsü havaya uçuruldu, jandarma taburu vuruldu, 56 asker daha şehit oldu.
Film koptu.
Elebaşı Seyit Rıza'ydı...
Başbakanımızın "hikâyesi yürek burkucudur" dediği Seyit Rıza.
Kukla'ydı...
Kendisini oynatanların ipleri bıraktığını hissedince, paniğe kapıldı, İngiltere Dışişleri Bakanı'na mektup yazdı,
Suriye'deki İngiliz Elçiliği'ne gönderdi.

ANADOLU ÇORAK TOPRAK KÜRDİSTAN BEREKETLİ
Yalvaran mektubunda, Anadolu için "çorak toprak" derken, "Kürdistan bereketli toprak diyordu... "Sayın ekselansları" diye başlıyor, "Türk Hükümeti yaptığı anlaşmalar sayesinde dış baskılardan kurtuldu, Dersim'e girmeye kalkıştı, Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık, direnişimiz karşısında Türk uçakları bombalamaya başladı" diye vaziyeti anlatıyor, "sayın ekselanslarına sesleniyorum, hükümetinizin yüksek manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı istirham ediyorum, en derin saygılarımın kabulünü rica ediyorum" diye bitiriyor, "Seyid Rıza" diye imzalıyordu.

seyit rıza'yı masum göstermeye çalışıyorlar

Hal böyleyken... Seyit Rıza'yı "masum" göstermeye çalışan arkadaşlar, böyle bir mektubun asla varolmadığını iddia ediyor. Altında kabak gibi "Seyid Rıza" imzası bulunmasına rağmen, Seyit Rıza yazmadı, Nuri Dersimi yazdı diyorlar. Üstelik, sanki Fransa babamızın oğluymuş gibi, "o mektup Fransa'ya yazıldı, Fransa Devlet Arşivleri'nden doğrulamak mümkün" diyorlar.


Gel gör ki...

Londra'da The National Archives diye bi yer var. İngiltere devlet arşivi... Kayıt ofisine gidiyorsun, "FO 371/20864/E5529" numaralı belgeyi rica edebilir miyim kardeş diyorsun, hay hay deyip, yukardaki mektubu veriyorlar. 50 pens filan, fotokopisini alabiliyorsun.

cumhurbaşkanı frak giymişken o mektubu alabilir

Demem o ki.
Taa 1937'ye gitmek zor ama...
Buckhingham Sarayı'yla The National
Archives'in arası metroyla üç dakka.

Hazır, frak giyerek yakasına şövalye nişanını takan Cumhurbaşkanımız ordayken... Yemekte Windsor kuzusu ikram eden Kraliçe'ye "tarihimizle yüzleşelim" dese fena olmaz yani.



KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLU’DA GERÇEK DİN ADAMLARI DİRENİŞ HAZIRLIKLARI
Anadolu’nun işgali üzerine “gerçek din adamları” ya silaha sarılarak ya da cami cami dolaşarak halkı “kurtuluş için” harekete geçirmeye çalışmıştır. Hatta birçok din adamı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurarak bölgesinde silahlı direniş başlatmıştır. Kurtuluş Savaşı başlarında kurulan 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde 84 din adamı yönetici durumundadır. Ayrıca bu 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin 16’sının başkanı din adamıdır.

ESAT HOCANIN AYDINI ZİYARET EDEN HEYET-İ NASİHAYA(o zamanki akil adamalar) CEVABI
“Sebeb-i teşrifinizi bildiğimiz için istikbalinize varamadık.

Bizim nasihata ihtiyacımız yoktur.

Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor? Eğer siz söylüyorsanız bütün cihan umumî efkârına siz ilân ve tebliğ etmiş oluyorsunuz.

Bu havaliyi gezeceksiniz, Hıristiyan mahalleleri mamur ve âbâdân (şen, bayındır), İslâm mahalleleri ise muhtac-ı ümrandır.

Biz Türkler, cephelerde harp edip aziz vatanımızı korumaya çalışırken, onlar fabrikalar kurmuşlar, bağlar, bahçeler içinde yaşarlar.

Servet, saadet, refah her şey onlarda, fakr-ü zaruret Türkler'de toplanıyor.

Nasihati bizlere değil, bizi iktisaden öldürmeye çalışan zümreye vermeniz lâzımdır.”
Esat Hoca (daha sonra Aydın milletvekili olan Mehmet Esat İleri)
29.04.1919, Aydın'ı ziyaret eden Heyet-i Nasiha'ya (o zamanın "akil"leri) hitaben...
KAHRAMAN MARAŞ ULUCAMİ  İMAMI RIDVAN HOCA
Cuma namazı hür insanlar için farzdı.Kalesinde kendi bayrağı dalgalanmayan bir memlekette  Cuma namazı kılınmaz.
Kahraman Maraş ulu cami imamı Rıdvan Hoca  1920 Cuma hutbesi



Denizli Müftüsü AHMET HULUSİ EFENDİ : Denizlide kuvvayi milliyeyi örgütledi ,düşmana  atacak silah yoksa ,yerden üç taş alın üzerlerine  fırlatın diye fetva yayınladı .
DİĞER HOCA VE İMAMLAR
Ankara’da Müftü Rıfat Börekçi,
Afyon’da Müftü Sait Efendi,
Amasya’da Müftü Hacı Tevfik Efendi,
 Bilecik’te Müftü Mehmet Şükrü Efendi,
Bolu’da Müderris Kürtzade Mehmet Sıtkı Efendi,
 Çankırı’da Müftü Bekirzade Ata Efendi,
 Denizli’de Ahmet Hulusi Efendi,
Erzurum’da Hoca Raif Efendi,
Hakkari’de Müftü Ziyaeddin Efendi,
 Isparta’da Şeyh Ali Efendi
canla başla Mustafa Kemal’e ve Türk Kurtuluş Savaşı’na destek olurken, Said-i Nursi yine ortalarda yoktur. Bu sırada Said-i Nursi, İstanbul’da, Kürdistan Teali Cemiyeti’ni ve Kürt Neşriyat Cemiyeti’ni kurmakla meşguldür.
“Kuvvacı din adamları” birçok yerel kongrenin de aktif katılımcılarıdır. Örneğin, 26-30 Temmuz 1919 tarihleri arasındaki Balıkesir Kongresi’ne katılan 48 delegenin 13’ü, mahalli müftü ve müderrislerden oluşmaktadır. 10-23 Mart 1920 tarihleri arasında toplanan V. Balıkesir Kongresi’ne katılan 60 delegenin yarıya yakını, müftü, vaiz ve müderrislerden oluşmaktadır.16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Alaşehir Kongresi’ne katılan 45 delegenin 9’u müftü ve müderristir. 6-9 Ağustos 1919, 19 Eylül 1919 ve 6 Ekim 1919 tarihleri arasında toplanan Nazilli Kongresi’ne Eşme Müftüsü Nazif Efendi, Isparta Müftüsü Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi, Karacasu Müftüsü Mustafa Hulusi Efendi, Bozdoğan Müftüsü Mehmet Efendi, Sarayköy Müftüsü Ahmet Şükrü Efendi, Isparta’dan müderris Ali Efendi, Tavas’tan Bektaşi Dedesi Mazlum Baba gibi birçok din adamı katılmıştır. 18 Ağustos 1919’da toplanan Muğla Kongresi’ne ise başta Müftü Zeki Efendi ve Hafız Emin Efendi olmak üzere çok sayıda din adamı katılmıştır. 5 Ağustos 1920 ve 8 Ekim 1920 tarihleri arasında toplanan Pozantı Kongresi’nde de din adamlarının çokluğu dikkat çekicidir. Ayrıca Erzurum ve Sivas Kongreleri’ne de çok sayıda din adamı katılmıştır.

Kuvvacı din adamları, işgallere karşı halkı örgütlemek için düzenlenen yerel kongrelere katılırken Said-i Nursi nerededir? O günlerde Said-i Nursi İstanbul’da Kurtuluş Savaşı’yla ilgisi olmayan Müderrisler Cemiyeti (Teali İslam Cemiyeti), Yeşilay Cemiyeti ve Darül Hikmet’ül İslam gibi örgütlerde, kuruluşlarda yer almıştır.

KURTULUŞ SAVAŞINDA LİBYALI ŞEYH AHMET SUNUSİ GÜNEYDOĞU’DA CAMİ CAMİ GEZEREREK HALKI ÖRGÜTLEMŞTİR

Kurtuluş Savaşı’na destek veren sadece Türk din adamları değildir, bazı yabancı Müslüman din adamları da Kurtuluş Savaşı’na destek vermiştir. Örneğin,
 Iraklı Uceymi Paşa,
 Hindistanlı Muhammed Ali
 ve Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi bu din adamlarından ve Müslüman önderlerden birkaçıdır.

Özellikle Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi’nin Kurtuluş Savaşı’na verdiği destek çok önemlidir. Mustafa Kemal, İngilizlerin ve Fransızların, Kürtleri Türklere ve Milli Harekete karşı kışkırtmalarını önlemek, İngiliz ajanlarının Kürt bölgelerindeki ayrılıkçı faaliyetlerine engel olmak ve Kürtleri Milli Hareket’e kazandırmak için gerek Güneydoğu Anadolu’da gerekse Kuzey Irak’ta çok iyi tanınan Şeyh Ahmet Sünusi’yi görevlendirmiştir.
Mustafa Kemal, Şeyh Ahmet Sunusi’yi “genel vaaz” olarak görevlendirmiştir. Sunusi, Mustafa Kemal’den aldığı bu görevle, özellikle Güneydoğu Anadolu’da çeşitli illerde camilerde vaazlar vererek, Kürtleri, Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır. Her gittiği yerde beyazlara sarılmış olarak verdiği vaazlar ve hutbeler çok etkili olmuş, önde gelen Kürt aşiret reisleri Milli Harekete katılmaya başlamıştır. Ahmet Sunusi, Urfa, Diyarbakır, Mardin’de cami cami, köy köy gezerek halkı Mustafa Kemal’in arkasında Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır
CUMHURİYET DÖNEMİ  DİN SÖMÜRÜCÜLERİ
FETULLAH GÜLEN : Amerika dünya gemisinin kaptanıdır ,onunla iyi geçinmek lazım
Said-i Nursi’nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar, Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılard ır. Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşan bu grubun en tanınan şirketleri ise Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonudur. Finans sektöründe Asya Finans eğitim sektöründe ise yurdun her tarafına yayılmış olan dersaneler ve Fatih Üniversitesi ile faaliyet göstermektedir. Bu dershaneler ve üniversite Fethullahçılar için bir numaralı insan kaynağıdır.
çok sayıda tarikat cumhuriyet düşmanlığı yapıyor 

11 Kasım 2013 Pazartesi

KURTULUŞ SAVAŞININ HAİN HOCALARI VE GERÇEK HOCALARI



 KURTULUŞ SAVAŞININ HAİN HOCALARI VE GERÇEK HOCALARI
KURTULUŞ SAVAŞI HAİN HOCALARI
DAMAT FERİT:
 Padişahım ve benim yegane ümidimiz               Allahtan sonra ingilteredir ,
İSKİLİPLİ ATIF HOCA :
İslam kilidinin anahtarını ingilterenin güvenilir ellerine teslim etmekte İslam alemi için hiçbir tehlike yoktur.
Yunan askerlerine karşı gelmeyin onlar padişah efendimizin daveti üzerine ülkemizi işgale gelmişlerdir
  diye kurtuluş savaşında bildiri dağıttırarak  halka savaşmayın diye çaba göstermiştir
İskilipli  Âtıf HOCA  başında bulunduğu Teâlî-i İslam Cemiyeti'nin (ada bakın!) imkânlarını kullanarak İngiliz ve Yunan işgallerine karşı çıkılmaması için çalışmış, bu yolda hazırlattığı beyan-nameleri Türk köylerine dağıtmıştır. İstiklal mahkemesi İskilipli atıfı vatan hainliğinden asmıştır birilerinin mazlum gösterip şapka kanunundan asıldığı yalandır .
BABAESKİ MÜFTÜSÜ ALİ RIZA İLE ÂTIF HOCA  Millî Mücadele'de batı Anadolu'yu işgal etmiş olan YUNAN ORDUSUNA DİRENİLMEMESİ İÇİN FAALİYET GÖSTERDİKLERİ mahkemece belgelenmiştir.
BABAESKİ MÜFTÜSÜ ALİ RIZA :
 Yunan işgaline karşı çıkanları şikâyet ederek cezalandırdığı da belgelenmiştir. Bu müftü, Millî Mücadele devam ederken vatana ihanet suçundan on yıl ceza yemiş, fakat genel aftan yararlanarak kurtulmuştu. Daha sonra vatana ihanetten idam edilmiştir
SAİDİ NURSİ :
 Özgür kürdistanın tohumunu ekiyorum ,onu geliştirip büyütün
Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk’ün savaşması zor olmaz.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. “Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.
İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Bağdat’tan yazılan gizli raporunda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında Said-i Kürdi (Nursi)’nin de adı vardır.

SEYYİT RIZA : 
 Sene 1937... Mustafa Kemal, başbakan Celal Bayar'la birlikte Tunceli'ye gelip, Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü'nün açılışını yapacaktı. Köprünün ucunda karakol vardı. Basıldı. 33 asker şehit edildi. Peşinden... Telefon hatları kesildi, pusular kuruldu, Mazgirt Köprüsü havaya uçuruldu, jandarma taburu vuruldu, 56 asker daha şehit oldu.
Film koptu.

Elebaşı Seyit Rıza'ydı...
Başbakanımızın "hikâyesi yürek burkucudur" dediği Seyit Rıza.
Kukla'ydı...
Kendisini oynatanların ipleri bıraktığını hissedince, paniğe kapıldı, İngiltere Dışişleri Bakanı'na mektup yazdı,
Suriye'deki İngiliz Elçiliği'ne gönderdi.

ANADOLU ÇORAK TOPRAK KÜRDİSTAN BEREKETLİ

Yalvaran mektubunda, Anadolu için "çorak toprak" derken, "Kürdistan bereketli toprak diyordu... "Sayın ekselansları" diye başlıyor, "Türk Hükümeti yaptığı anlaşmalar sayesinde dış baskılardan kurtuldu, Dersim'e girmeye kalkıştı, Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık, direnişimiz karşısında Türk uçakları bombalamaya başladı" diye vaziyeti anlatıyor, "sayın ekselanslarına sesleniyorum, hükümetinizin yüksek manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı istirham ediyorum, en derin saygılarımın kabulünü rica ediyorum" diye bitiriyor, "Seyid Rıza" diye imzalıyordu.

seyit rıza'yı masum göstermeye çalışıyorlar

Hal böyleyken... Seyit Rıza'yı "masum" göstermeye çalışan arkadaşlar, böyle bir mektubun asla varolmadığını iddia ediyor. Altında kabak gibi "Seyid Rıza" imzası bulunmasına rağmen, Seyit Rıza yazmadı, Nuri Dersimi yazdı diyorlar. Üstelik, sanki Fransa babamızın oğluymuş gibi, "o mektup Fransa'ya yazıldı, Fransa Devlet Arşivleri'nden doğrulamak mümkün" diyorlar.

Gel gör ki...

Londra'da The National Archives diye bi yer var. İngiltere devlet arşivi... Kayıt ofisine gidiyorsun, "FO 371/20864/E5529" numaralı belgeyi rica edebilir miyim kardeş diyorsun, hay hay deyip, yukardaki mektubu veriyorlar. 50 pens filan, fotokopisini alabiliyorsun.

cumhurbaşkanı frak giymişken o mektubu alabilir

Demem o ki.
Taa 1937'ye gitmek zor ama...
Buckhingham Sarayı'yla The National
Archives'in arası metroyla üç dakka.

Hazır, frak giyerek yakasına şövalye nişanını takan Cumhurbaşkanımız ordayken... Yemekte Windsor kuzusu ikram eden Kraliçe'ye "tarihimizle yüzleşelim" dese fena olmaz yani.



KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLU’DA GERÇEK DİN ADAMLARI DİRENİŞ HAZIRLIKLARI
Anadolu’nun işgali üzerine “gerçek din adamları” ya silaha sarılarak ya da cami cami dolaşarak halkı “kurtuluş için” harekete geçirmeye çalışmıştır. Hatta birçok din adamı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurarak bölgesinde silahlı direniş başlatmıştır. Kurtuluş Savaşı başlarında kurulan 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde 84 din adamı yönetici durumundadır. Ayrıca bu 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin 16’sının başkanı din adamıdır.

ESAT HOCANIN AYDINI ZİYARET EDEN HEYET-İ NASİHAYA(o zamanki akil adamalar) CEVABI
“Sebeb-i teşrifinizi bildiğimiz için istikbalinize varamadık.

Bizim nasihata ihtiyacımız yoktur.

Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor? Eğer siz söylüyorsanız bütün cihan umumî efkârına siz ilân ve tebliğ etmiş oluyorsunuz.

Bu havaliyi gezeceksiniz, Hıristiyan mahalleleri mamur ve âbâdân (şen, bayındır), İslâm mahalleleri ise muhtac-ı ümrandır.

Biz Türkler, cephelerde harp edip aziz vatanımızı korumaya çalışırken, onlar fabrikalar kurmuşlar, bağlar, bahçeler içinde yaşarlar.

Servet, saadet, refah her şey onlarda, fakr-ü zaruret Türkler'de toplanıyor.

Nasihati bizlere değil, bizi iktisaden öldürmeye çalışan zümreye vermeniz lâzımdır.”


Esat Hoca (daha sonra Aydın milletvekili olan Mehmet Esat İleri)
29.04.1919, Aydın'ı ziyaret eden Heyet-i Nasiha'ya (o zamanın "akil"leri) hitaben...

KAHRAMAN MARAŞ ULUCAMİ  İMAMI RIDVAN HOCA
Cuma namazı hür insanlar için farzdı.Kalesinde kendi bayrağı dalgalanmayan bir memlekette  Cuma namazı kılınmaz.
Kahraman Maraş ulu cami imamı Rıdvan Hoca  1920 Cuma hutbesi



Denizli Müftüsü AHMET HULUSİ EFENDİ : Denizlide kuvvayi milliyeyi örgütledi ,düşmana  atacak silah yoksa ,yerden üç taş alın üzerlerine  fırlatın diye fetva yayınladı .
DİĞER HOCA VE İMAMLAR
Ankara’da Müftü Rıfat Börekçi,
Afyon’da Müftü Sait Efendi,
Amasya’da Müftü Hacı Tevfik Efendi,
 Bilecik’te Müftü Mehmet Şükrü Efendi,
Bolu’da Müderris Kürtzade Mehmet Sıtkı Efendi,
 Çankırı’da Müftü Bekirzade Ata Efendi,
 Denizli’de Ahmet Hulusi Efendi,
Erzurum’da Hoca Raif Efendi,
Hakkari’de Müftü Ziyaeddin Efendi,
 Isparta’da Şeyh Ali Efendi
canla başla Mustafa Kemal’e ve Türk Kurtuluş Savaşı’na destek olurken, Said-i Nursi yine ortalarda yoktur. Bu sırada Said-i Nursi, İstanbul’da, Kürdistan Teali Cemiyeti’ni ve Kürt Neşriyat Cemiyeti’ni kurmakla meşguldür.
“Kuvvacı din adamları” birçok yerel kongrenin de aktif katılımcılarıdır. Örneğin, 26-30 Temmuz 1919 tarihleri arasındaki Balıkesir Kongresi’ne katılan 48 delegenin 13’ü, mahalli müftü ve müderrislerden oluşmaktadır. 10-23 Mart 1920 tarihleri arasında toplanan V. Balıkesir Kongresi’ne katılan 60 delegenin yarıya yakını, müftü, vaiz ve müderrislerden oluşmaktadır.16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Alaşehir Kongresi’ne katılan 45 delegenin 9’u müftü ve müderristir. 6-9 Ağustos 1919, 19 Eylül 1919 ve 6 Ekim 1919 tarihleri arasında toplanan Nazilli Kongresi’ne Eşme Müftüsü Nazif Efendi, Isparta Müftüsü Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi, Karacasu Müftüsü Mustafa Hulusi Efendi, Bozdoğan Müftüsü Mehmet Efendi, Sarayköy Müftüsü Ahmet Şükrü Efendi, Isparta’dan müderris Ali Efendi, Tavas’tan Bektaşi Dedesi Mazlum Baba gibi birçok din adamı katılmıştır. 18 Ağustos 1919’da toplanan Muğla Kongresi’ne ise başta Müftü Zeki Efendi ve Hafız Emin Efendi olmak üzere çok sayıda din adamı katılmıştır. 5 Ağustos 1920 ve 8 Ekim 1920 tarihleri arasında toplanan Pozantı Kongresi’nde de din adamlarının çokluğu dikkat çekicidir. Ayrıca Erzurum ve Sivas Kongreleri’ne de çok sayıda din adamı katılmıştır.

Kuvvacı din adamları, işgallere karşı halkı örgütlemek için düzenlenen yerel kongrelere katılırken Said-i Nursi nerededir? O günlerde Said-i Nursi İstanbul’da Kurtuluş Savaşı’yla ilgisi olmayan Müderrisler Cemiyeti (Teali İslam Cemiyeti), Yeşilay Cemiyeti ve Darül Hikmet’ül İslam gibi örgütlerde, kuruluşlarda yer almıştır.

KURTULUŞ SAVAŞINDA LİBYALI ŞEYH AHMET SUNUSİ GÜNEYDOĞU’DA CAMİ CAMİ GEZEREREK HALKI ÖRGÜTLEMŞTİR

Kurtuluş Savaşı’na destek veren sadece Türk din adamları değildir, bazı yabancı Müslüman din adamları da Kurtuluş Savaşı’na destek vermiştir. Örneğin,
 Iraklı Uceymi Paşa,
 Hindistanlı Muhammed Ali
 ve Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi bu din adamlarından ve Müslüman önderlerden birkaçıdır.

Özellikle Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi’nin Kurtuluş Savaşı’na verdiği destek çok önemlidir. Mustafa Kemal, İngilizlerin ve Fransızların, Kürtleri Türklere ve Milli Harekete karşı kışkırtmalarını önlemek, İngiliz ajanlarının Kürt bölgelerindeki ayrılıkçı faaliyetlerine engel olmak ve Kürtleri Milli Hareket’e kazandırmak için gerek Güneydoğu Anadolu’da gerekse Kuzey Irak’ta çok iyi tanınan Şeyh Ahmet Sünusi’yi görevlendirmiştir.

Mustafa Kemal, Şeyh Ahmet Sunusi’yi “genel vaaz” olarak görevlendirmiştir. Sunusi, Mustafa Kemal’den aldığı bu görevle, özellikle Güneydoğu Anadolu’da çeşitli illerde camilerde vaazlar vererek, Kürtleri, Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır. Her gittiği yerde beyazlara sarılmış olarak verdiği vaazlar ve hutbeler çok etkili olmuş, önde gelen Kürt aşiret reisleri Milli Harekete katılmaya başlamıştır. Ahmet Sunusi, Urfa, Diyarbakır, Mardin’de cami cami, köy köy gezerek halkı Mustafa Kemal’in arkasında Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır


CUMHURİYET DÖNEMİ  DİN SÖMÜRÜCÜLERİ
FETULLAH GÜLEN : Amerika dünya gemisinin kaptanıdır ,onunla iyi geçinmek lazım
Said-i Nursi’nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar, Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılard ır. Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşan bu grubun en tanınan şirketleri ise Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonudur. Finans sektöründe Asya Finans eğitim sektöründe ise yurdun her tarafına yayılmış olan dersaneler ve Fatih Üniversitesi ile faaliyet göstermektedir. Bu dershaneler ve üniversite Fethullahçılar için bir numaralı insan kaynağıdır.
çok sayıda tarikat cumhuriyet düşmanlığı yapıyor