var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2013 Cumartesi

HANGİ BESİNDE NE VAR NEYE YARAR?



 HANGİ BESİNDE NE VAR NEYE YARAR?
KİRAZ:kirazda kinik asit vardır böbrek taşını önler ,ayrıca levilöz şekeri vardır şeker hastalarına zararsızdır.
ANASON: İçinde anethol maddesi vardır koku vericidir
BADEM(acı badem):içinde pürik asit vardır,zehirdir hiçbir zaman yenmez fakat krem olarak ağrı kesici kramp giderici olarak kullanılır.
CEVİZ:İçinde gümüş iyonu vardır,beyin faaliyeti için gereklidir kalbe iyi gelir fazla yenirse kio yaptırır kalorisi yüksektir.
ÇÖREK OTU:nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlariçerir  solunum borusunu  genişletir,anti oksidandır karaciğeri güçlendirir yemeklere katarak kullanılmalıdır tek başına kullanılırsa barsak tıkanmasın yol açabilir.
ENGİNAR:ciarin maddesi vardır safra kesesi ve böbreklerin dostudur.
ISPANAK:yüksek oranda folik asit içerir,gut hastalığı,safra ve böbrek taşına yatkın olanlar  içerdiği oksalattan dolayı dikkatli tüketmelidir.
SİYAH ÜZÜM:Kabuğundaki fitoaleksin bileşiklerinden resveretrol kanser tümörleri oluşumunu engeller beyaz üzüm yerine siyah üzüm tüketmek daha faydalıdır.
KARANFİL:Eugenol denen bir uyuşturucu içerir lokal anastezi etkisi vardır,özellikle  diş ve diş eti ağrısı çekenler karanfil çiğnerse bir süre agrıyı azaltır.
KETEN TOHUMU:omega-3 içerir kilolu kişiler damar hastalığı olanlar ,kalp rahatsızlığl olanlar özelliklede trigiliseridi düşürdüğü için çok faydalıdır yemeklerde nasıl tuz gerekli ise keten tohumunuda aynı kulllanma alışkanlığı edinilmelidir.
KİRAZ:Antosiyanin içerir.kinik asit vardır  ağrı kesici ve böbrek taşı oluşımunu engeller.



11 Kasım 2013 Pazartesi

AHLAK, AHLAK DİYENLER SUS PUS BİR NEVZAT TANDOĞAN VARDI.


BİR NEVZAT TANDOĞAN VARDI.

Tek Parti döneminde Ankara’da valilik yapmıştı.
Solculuk yapmaya kalkışan bir grup genci, polis marifetiyle odasına çekmiş ve şöyle demişti:
“Komünistlik bu memleketin hayrınaysa biz getiririz... Size ne oluyor.”

*

Vali Nevzat Tandoğan, sırf bu anekdot nedeniyle 70 senedir dilimizden düşmez.
“Valiye bak... Zihniyete bak...” deyip dururuz yıllardır.
Hatta literatüre “Tandoğan kompleksi” diye bir niteleme bile girmiştir sırf bu anekdottan dolayı...

*

Günümüzde de bir Hüseyin Avni Coş var...
Adana’da valilik yapıyor.
Kendisini protesto eden vatandaşa “gavat” diyor.
Görüntüleri izledik:
Bir hışımla makam arabasından iniyor, korumalarına talimat veriyor: “Alın hemen o gavatı... Allah belanı versin diyen o gavatı getirin buraya.”

*

“Bu memlekete komünizm gerekirse onu da biz getiririz” diyen valiyi 70 senedir tartıştık, tartışıyoruz.
O validen hareketle dönemin demokrasi ve özgürlük anlayışını sorguluyoruz.
Peki “gavat” diyen valiyle
ne yapacağız?
Bu valinin nesini tartışıp sorgulayacağız?
Bu validen nasıl bir sonuç çıkaracağız?
Ya da şöyle soralım:
Bu validen yola çıkarak dönemin hangi niteliklerini sorgulayacağız?

*

Hükümet adamlarımızın, devlet büyüklerimizin “Ahlak... Ahlak... Ahlak...” diye inlediği bir dönemde, “Ahlak için gerekirse ev basarız” diyebildikleri bir dönemde devletin bir valisi sokak ortasında “Gavat... Gavat...” diye bağırıyor, bağırabiliyor.
Ve bakıyoruz “Ahlak... Ahlak...” diye tutturanlara...
Suspuslar.
Gözleri var görmüyorlar, kulakları var işitmiyorlar.
Geçiştirmeye falan çalışıyorlar.

*

Ne yani?
Bir valinin, sokak ortasında bir vatandaşa “gavat” demesi, “muhafazakâr” ve “demokrat” değerlere ters düşmüyor mu?
Yoksa “muhafazakâr” ve “demokrat” değerlerin akla gelebilmesi için ille de “kızlı / erkekli” meselelerin mi söz konusu olması gerekiyor?

1 Kasım 2013 Cuma

TÜRKİYE'DE KAÇ ÇEŞİT MÜSLÜMANLIK VAR?




TÜRKİYE'DE KAÇ ÇEŞİT MÜSLÜMANLIK VAR?

Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar yazdı..

Yıl: 2005.

Flash TV’de Program yapıyorum. Bir gün programa üç ilahiyatçı çağırdım. Bunlar Prof. Dr. Saim Yeprem, Prof. Dr. Salim Akdemir ve adını unuttuğum Ankara İlahiyat ‘tan üçüncü bir Profesör. Programda sordum: Borsa, cem evi, cariye

1-BORSA’DA İŞLEM YAPMAK İSLAM DİNİNE GÖRE HA­RAM MI?

Bir tanesi, tereddütsüz haram! İkincisi, haram da olabilir, helal de! Üçüncüsü: Tereddütsüz helal dedi.

2- AYNI EKİBE İSLAM’DA CARİYELİK VE KÖLELİK VAR MI SORUSUNU YÖNELTTİM. BİR TANESİ, VAR! EKİNCİ OLABİLİR!

Üçüncüsü, asla ve kata yok dedi!

3-BİR BAŞKA SORUM CEM EVİ İSLAM’DA VAR MI İDİ. CEVABIN BİRİ YOKTUR, İKİNCİSİ, OLABİLİR.

Üçüncüsü yine vardır şeklindeydi.

4-BİR BAŞKA SORUM BANKA FAİZİ HELAL Mİ?

Bir tanesi faizin zerresi haram!

İkincisi enflasyonun üstü olan miktar ha­ram!

Üçüncüsü yok öyle bir şey tamamı helal dedi.

5-SORMAYA DEVAM. KADINLAR CENAZE NAMAZI KILABİLİR Mİ?

Birincisi asla kılamaz.

İkincisi kılsa da olur, kılmasa da!

Üçüncüsü kesinlikle kılar dedi.

Buna benzer daha pek çok soruma bir­birinin zıddı karşılıklar aldım.

MUZAFFER ÖZAK VE MÜZİK

Ve 1978′e gidelim…

Üniversite yıllarımda Beyazıt’taki sahaf­lar çarşısı bizim uğrak merkezimiz.

Bir gün tesadüfen Cerrahi Tarikatının ünlü Şeyhi Muzaffer Özak Hoca ile tanıştım ve sahaf dükkânında birkaç sohbetini dinle­dim.

Aşkı ve meşki anlatırken müziği kutsuyordu.

Bir ara müziğin haram olup olmayacağını sordum.

Cevap; müzik Allah için yapılırsa helaldi

Benzer bakışı bugün adına Kadiri deni­len cemaat ehlileri de seslendiriyor.

Oysa Nakşilerin fıkıhta referans kitabı olan Saadet-i Ebediye’ye göre müzik ve teganninin zerresi bile büyük haramlar kategorisindedir.

Sadece Saadet-i Ebediyeciler değil, Çarşamba yani Mahmud Efendi Cemaatinden Süleymancılara kadar Nakşilerin tamamı aynı bakışta.

Hafıza turum devam ediyor.

1980′li yıllar.

O dönem Türkiye Gazetesi gibi sözde İs­lami gazeteler banka reklamlarını gazetele­rine basmıyor.

BANKA REKLAMI HARAM, BANKA KURMAK HELAL!

Bu durumu bizzat Türkiye Gazetesinin sahibi olan Enver Ören’e sordum.

Cevap netti: “Bankalar faiz kurumlarıdır. Dolayısı ile onların reklamını yapmak hara­mın reklamını yapmaktır ve en büyük gü­nahlardan biridir.”

Bu cevabı almamdan çok değil 5 yıl son­ra Türkiye Gazetesi banka reklamlarını bas­maya başladı.

Dahası, Egebank ile Yurtbank’ın sahibi ya da ortağı oldu.

Bu çelişkiyi bir gün Enver Ören’e sordum:

Değişen şartlara göre dinde içtihad dedi.

YANİ AVANTAYA DİNİ UYDURMA!

Yine bir gün Memleketim Rize’ye gitti­ğimde Çayeli-Madenköy Belediye Başkanı Ahmet Tüylüoğlu ile karşılaştım.

Ahmet Hoca bölgede Süleymancı ön­derdi ve bana uzun uzadıya sigara içmenin alkol almakla aynı şey yani büyük haram ol­duğunu anlattı ki bu bakışı diğer Müslüman gruplar paylaşmıyor.

Yerim olmadığı için daha fazla örnek ve­remeyeceğim ama görüldüğü gibi Türki­ye’deki Müslümanlar arasında fıkıh bağlamında çok temel ayrılıklar var.

HAZRETİ MUHAMMED’SİZ İSLAM!

Gelelim İslam’da imanı sorgulatan ayrılıklara.

F Tipi Cemaatin üç kitaplı dini yani Hıristi­yanlığı, Müslümanlığı ve Museviliği birleştir­meyi amaçlayan İbrahim’i Dinler projesi or­tada.

Fethullah Gülen’in Fasıldan Fasıla isimli eserinde Kelime-i Şahadet’te Muhamedun Resulullah’a gerek yok hükmü yani Hazreti Muhammed’siz yeni İs­lam hedefi vakıa.

Dahası, bugün Ça­nakkale 18 Mart Üni­versitesi rektörü olan Se­dat Laçiner’in (TRT’deki programda) Hıristiyanlar cennete gidecek ama Şialarla Aleviler sapkın oldukları İçin kesin ce­hennemliktir(sanki kendi gitmiş gelmiş gibi şirke girdi) beyanı üs­tünde durulması gere­ken bir başka garabet ifadedir.

Keza Dar-ül Harp kavramı yani laik bir ül­kede devletten çalma­nın helal ve cihad ol­duğu bizdeki sözde İs­lamcılar için kelime-i şahadet misalidir ve bu anlayışta olanlar siyaseten bugün iktidardadır.

Fıkhın ötesinde yine iman bağlamında Seyid Kutup ve İhvanın kuru­cusu Hasan El Benna gibilerin iman tanımı ise İslam’ı anayasa olarak benimsemek ve hayata geçirmek şeklindedir.

İslam’da anti-emperyalist bir içtihat ya da ba­kış pek öne çıkamamış, bu olgu sadece Mısır’da Nasır döneminde gözle­nebilmiştir.

Osmanlı’nın bakışı malum ilahi kelimetullaha yani fütuhata dayalı bir İslamcılık.
Vehhabilik ile tekke ve zaviyeler

Emevi İslamcılığı ise Müslümanlıktaki bo­zulmanın ilk dönemi­dir ve Arapçılığı çağrıştırır.

Keza bugün Sünni kesimde İslamcılık mandacılık ya da Amerikancılık ile özdeşleştirilmiş. İslam adeta emperyalizmin yayılma ideolojisi hali­ne getirilmiştir.

Aslında ideolojiye dönüştürülmeye çalışı­lan Sünnilikte bile bü­yük ayrılıklar mevcut mesela Sünni ama Vehhabi olan Suudi Arabistan’da kabir di­ye bir kavram yoktur.

Özetin özetinin bile asla bir yazıya sığma­yacak bu konuda emin olun slogancı bir bakışla değil, inanan biri olarak hükmüm İslam’a yapılan büyük hizmetlerden biri de Türkiye’de Tekke ve Zaviyelerin kaldırılmasıdır.

 Eğer Atatürk onu yapmasaydı değil her bölge ya da şehir­de, her mahalle ve caddede adına İslam denilen farklı inanışlar olacaktı. Mustafa Ke­mal o müthiş kararı ile aslında İslam’ın bozul­madan muhafazasını amaçlamıştır.

 TÜRKİYE NE ZAMAN ATATÜRK’TEN UZAKLAŞMAYA BAŞLADI, İŞTE BU FİTNE-FÜCÜR YA­PILAR ORTAYA ÇIKTI VE İS­LAM ADI İLE HER BİRİ YE­Nİ BİR DİN UYDURDU.

Aydınlık