besin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
besin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2019 Pazar

TÜRK TARIMINDAKİ BÜYÜK OYUN



TÜRK TARIMINDAKİ BÜYÜK OYUN 

YERLİ TOHUMUN SONU!
‘Milli Tarım Projesi’ kapsamında 2018’den itibaren şirketlerin denetiminde üretilip satılan tohumlar çiftçiler için zorunlu hale getiriliyor. Sertifikalı tohum kullanmayan çiftçilerin desteklerden yararlandırılmayacağı açıklandı.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, yerli (atalık) tohumları bitirecek bu düzenlemenin sakıncalarına dikkat çeken bir rapor hazırladı. Raporda, Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in duyurduğu “2018 yılından itibaren tüm tohumların sertifikalı hale getirilmesine ilişkin düzenlemeyi” eleştiren Sarıbal, bununla birlikte tohum üretiminin çokuluslu şirketlerin denetimine gireceğini bildirdi.
Sarıbal raporunda, yerel çiftçileri zor günlerin beklediğini belirtirken “Atalarından kalma yerel tohumlarla yetiştirdiği ürünlerini pazarlamaya çalışan küçük çiftçiler bu düzenlemeden sonra suçlu muamelesi görecek” ifadelirini kullandı.
Sarıbal, piyasada denetim ve sertifika verme yetkisinin Türk Tohumcular Birliği’nde olduğuna, ancak birliğin içinde de birçok çokuluslu şirketin bulunduğuna dikkat çekti. Alınan kararın Türk Tohumcular Birliği tarafından milat olarak nitelendirildiğini ve üretimin iki katına çıkacağının ileri sürüldüğünü anımsatan Sarıbal, “Sertifikalı tohum kullanımından esas kârlı çıkacaklar, bu tohumların sertifikasını elinde tutan çokuluslu şirketler ve onların yerli ortakları olacak” dedi.
Ayrıca, çokuluslu şirketlerin bütün Dünya’da tekelleştiğini belirten Sarıbal, yerli çiftçinin her geçen gün biraz daha tehdit altına alındığını belirtti. Sarıbal, 2015 yılı sonu itibarıyla Türkiye’nin tohum ihracatının 103 milyon, ithalatın ise 202 milyon dolar olduğunu bildirerek düzenleme yapılacaksa Türkiye’de yerli çiftçinin yerli tohum üretimini teşvik eden düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı.
***

Faruk Çelik: Sertifikalı tohum kullanmayan destek alamayacak
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, “2018’de sertifikalı tohum kullanmayan destek alamayacak. Yağmurlama ve damlama sistemi kurmayanlara da destek verilmeyecek” dedi.
Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından Antalya’daki bir otelde gerçekleştirilen “Milli Tarımda Tohumculuğun Rolü ve Geleceği” konulu çalıştaya katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, yaptığı konuşmada, tohum çalıştayının turizm kadar tarım şehri de olan Antalya’da düzenlenmesini anlamlı bulduğunu söyledi. “Milli Tarım” projesine değinen Çelik, onun için bugün tarımın temel konularından birisi olan tohumu masaya yatırdıklarını söyledi. Çelik, stratejik bir alan olan tarımda, tohumun en önemli stratejik unsur durumunda bulunduğunu kaydetti.
***
‘Yerli tohumları önlemek yerine teşvik etmek gerek’
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, sertifikalı tohumların atalık tohumların sonunu getirebileceğini kaydetti. “Binlerce yıldır kendi tohumunu üreten köylü kendi geliştirdiği tohum çeşitlerini satarak geçimine katkı sağlıyordu. 2006 yılında çıkarılan Tohumculuk Kanunu ile çiftçinin bu imkanı elinden alındı” diyen Atalık, “Tohumunu satarak kazanç elde etme imkanı kaldırılan köylüye bir de tohumu sertifikalı olmaz ise destek verilmeyecek olması atalık tohumların bir diğer değişle yerli tohum çeşitlerinin hızla azalması anlamına gelir” dedi.
Atalık “Şirketlerin tek tip tohumlarıyla çeşitliliğin azalması tarımda hastalık ve zararlıların artması, tarım ilaçlarının daha çok kullanılması anlamına da gelmektedir. Biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmak hem insan hem de çevre açısından büyük önem taşımaktadır. Köylünün ve çiftçinin yeni tohumlar üretme, çeşitliliği geliştirme imkanlarını önlemek yerine teşvik edilmelidir” diye konuştu.
***
Türkiye’de 223 şirket faaliyette
Tohumculuk Yasası, Türkiye’deki tüm tohumculuk kuruluşlarının kamu kuruluşu niteliğindeki bir meslek kuruluşu çatısı altında zorunlu olarak bir araya gelmesini öngördü.
Tohum Sanayici ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB), 2008 yılında bu amaçla kuruldu. TSÜAB üyeleri sertifikalı tohumlukların çoğaltımı, işlenmesi, ambalajlanması, yurt içi ve yurt dışında pazarlanması ve yurt dışından yeni bitki çeşitleri ve tohumlukların tedariki konularında faaliyet gösteriyor. Halen 223 şirket TSÜAB üyesi olarak faaliyet yürütüyor.
***
Buğday Derneği: Dünyanın tam tersi, bir an önce geri adım atılmalı
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ‘Milli Tarım Projesi’ kapsamında 2018 yılından itibaren tüm tohumların sertifikalı hale getirilmesinin gıda bağımsızlığını tehdit edeceğini ve küçük çiftçiye büyük zarar vereceğini açıkladı.
Buğday Derneği tarafından yapılan açıklama şu şekilde: “Atalık yerli tohumların satışı 2006 yılında çıkan Tohumculuk Kanunu ile zaten yasaklanmış, dolayısıyla dağıtımı ve kullanımı kısıtlanmıştı. Bu noktada küçük çiftçi; sağlıklı gıda ve tarımda ekonomik bağımsızlık anlamlarında yolun sonuna doğru geliniyor. Acilen yerel tohumla ilgili söz konusu hazırlıktan geri adım atılması, aksine; söz konusu tohumların özgürleştirilmesi, bu tohumları kullanarak üretim yapan küçük çiftçilere ilave destekler verilmesi gerekiyor. Aksi halde bu tohumu kullanarak üretim yapan üreticiler adeta suçlu durumuna düşmüş olacak. Organik tarım, kendine ihtiyacı için üretim ve ülkemizde yeni yaygınlaşan bir kavram olan ‘gıda toplulukları’ kapsamında üretim yapan üreticilerin birçoğu, hali hazırda söz konusu yerel tohumları kullanıyor. Doğaya saygılı ve sürdürülebilir/onarıcı olan bu üretim biçimleri; endüstriyel ve konvansiyonel tarıma karşı tüm dünyanın artık kabul ettiği bir yönde ilerliyor. Bizler; bu yönde halen avantajımız varken söz konusu yasadan bir an önce geri adım atmalı ve yerel tohum için ilgili düzenlemeleri yapmalıyız.”
***
‘Sağlıklı yaşam da bitiriliyor’
İstanbul Şile’de yerli tohumlarla üretim yapan Fatma Denizci ise yerli tohumların engellenmesini, “Bu bizim açımızdan korkunç bir şey” diyerek değerlendirdi. Denizci, “Yerli tohumların yasaklanmasıyla çabalarımız boşuna gidiyor. Bizim yerli tohumla, organik tarımla birlikte gelen sağlıklı beslenmemiz gözardı ediliyor. Bu topraklarda gelenek ve göreneklerle oluşan tarım kültürü, beslenme kültürü, damak kültürü şirketler için yok sayılıyor. Sağlıksız bir toplum olarak hayata devam etmemiz isteniyor” diyor. “Sesimizi duyuracak, geri adım atılmasını sağlayacak bir kampanyaya bir mücadeleye acil ihtiyaç var” diyen Denizci, “2010’dan beri 6 yılda biriktirdiğim tohumlarım heba olacak. İlçe tarım müdürlükleri köylere fide göndermeye başladı. Tohum şirketlerinden alınıp köylüye ücretsiz veriliyor. Yani seçilen köylülerle denemeler başladı. Biz bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.



24 Kasım 2013 Pazar

CEVİZ BEYİN İLİŞKİSİ,CEVİZİN FAYDALARI



CEVİZ VE  BEYİN İLİŞKİSİ İnsan beyni ile yeşil kabuklu cevizin yapılarını incelersek tüylerimizi diken diken edecek bir gerçekle karşılaşırız..
Yeşil kabuk kafa derisine,
tahta kabuk kafatasımıza,
cevizin zarı beyin zarımıza
ve meyvesi beynimize benzeyen
bu yapının tüm meyveler arasında gümüş iyonu içeren tek meyve olmasıda beynimizle olan inanılmaz bağlanyıtı gözler önüne serer. Çünkü bu gümüş iyonuna ihtiyacı olan tek organ beyindir…
Minyatür beyin görünümündeki Ceviz beyin için gerekli olan gümüş iyonlarını ihtiva eden tek meyvedir ve Asyada beyin gıdası olarak kabul edilir.
Ceviz; fosfor, kalsiyum, potasyum ve demir açısından zengin bir besin maddesidir.
Dolayısıyla zihin yorgunluğunu giderici, kemik ve dişleri güçlendiren, kas rahatlatıcı etkisi ve kansızlığa çözüm getiren bir besin kaynağı olarak oldukça önemlidir.
                                     

CEVİZİN FAYDALARI
Bir cevizi elinize alinca, en disinda bir yesil kabuk, sonra tahta bir yapi, daha sonra ince bir zar ve en icte de tartismasiz sekilde insan beynini hatirlatan beyaz bir yapiyla karsilasiriz. Ceviz, disindaki yesil kabugu ile kafa derisine, sert kabugu ile kafatasına, icindeki zari ile beyin zarina,asil meyvesi ile de beyin e benzeyen harika bir gidadir. Beynimizin kucultulmus bir modeli olan cevizin meyveler arasinda gumus iyonu ihtiva eden tek meyve olmasi elbette harikadir. Fakat bu gumus iyonuna, icra ettigi Elektronik vazife acisindan ihtiyac duyan tek organin beyin oldugunu soylersek, saniriz bu muhtesem benzerlik ve mukemmel yaratilis karsisinda tuylerimiz diken diken olmaktadir. I.T.U. mezunlari elektronik dergisinden alintidir. 
Not: Yas ne olursa olsun gunde 1-2 adet ceviz yemek beyin uzmanlari tarafindan israrla tavsiye edilmektedir. Ozellikle gelisme cagindaki cocuklar icin…. 
Cevizin mide, bagirsak, bobrek ve deri rahatsizliklari gibi bircok hastaliga iyi geldigini vurgulayan Prof. Dr. Karadeniz, "Cevizin sadece meyvesi degil, kabuklari ve yapraklari da bircok rahatsizlik icin kullanilmaktadir" dedi. 
Cevizin kanda zararli kolesterolun birikmesini onledigini, 
yuksek kolesterolu dusurdugunu ifade eden Karadeniz, 
"Ceviz, damar tikanikligi ve seker hastaliginin tedavisinde kullanilmaktadir. 
Mide gazini giderir. 
Grip ve nezleye iyi gelir. 
öksurugu keser.
 Sindirim sistemi bozuklugunu giderir. 
Ceviz, vucudu soguktan korumak icin de yenir.
 Yorgunlugu ve bitkinligi 
giderir. 
Zehirlenmelere ve zehre karsi etkilidir.
 Zindelesmeyi saglar" diye konustu. 
Karadeniz, cevizin yapraklarindan elde edilen juglon Maddesinin eczacilikta kan temizleyici ve kuvvet verici olarak kullanildigini kaydederek, soyle devam etti: 
"Seker hastalari ceviz yapragini kaynatip icmelidir. 
CEVİZ YAPRAĞI VE KABUKLARI
Ceviz yapragi ve kabuklari kaynatilip Balla karistirilarak çay yapıldığında kansizliga iyi gelmekte,
 bu cay kani temizlemekte, kalbi guclendirmekte,
 ishali ve dizanteriyi kesmekte, 
sinir sistemini guclendirmektedir. 
Ceviz meyvesi cocuklarin gelismesini hizlandirmaktadir. 
Ceviz beyin icin gerekli olan gumus iyonlarini ihtiva ettiginden, bebekten yasliya kadar herkes icin ideal bir meyvedir

                                                         

16 Kasım 2013 Cumartesi

HANGİ BESİNDE NE VAR NEYE YARAR?



 HANGİ BESİNDE NE VAR NEYE YARAR?
KİRAZ:kirazda kinik asit vardır böbrek taşını önler ,ayrıca levilöz şekeri vardır şeker hastalarına zararsızdır.
ANASON: İçinde anethol maddesi vardır koku vericidir
BADEM(acı badem):içinde pürik asit vardır,zehirdir hiçbir zaman yenmez fakat krem olarak ağrı kesici kramp giderici olarak kullanılır.
CEVİZ:İçinde gümüş iyonu vardır,beyin faaliyeti için gereklidir kalbe iyi gelir fazla yenirse kio yaptırır kalorisi yüksektir.
ÇÖREK OTU:nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlariçerir  solunum borusunu  genişletir,anti oksidandır karaciğeri güçlendirir yemeklere katarak kullanılmalıdır tek başına kullanılırsa barsak tıkanmasın yol açabilir.
ENGİNAR:ciarin maddesi vardır safra kesesi ve böbreklerin dostudur.
ISPANAK:yüksek oranda folik asit içerir,gut hastalığı,safra ve böbrek taşına yatkın olanlar  içerdiği oksalattan dolayı dikkatli tüketmelidir.
SİYAH ÜZÜM:Kabuğundaki fitoaleksin bileşiklerinden resveretrol kanser tümörleri oluşumunu engeller beyaz üzüm yerine siyah üzüm tüketmek daha faydalıdır.
KARANFİL:Eugenol denen bir uyuşturucu içerir lokal anastezi etkisi vardır,özellikle  diş ve diş eti ağrısı çekenler karanfil çiğnerse bir süre agrıyı azaltır.
KETEN TOHUMU:omega-3 içerir kilolu kişiler damar hastalığı olanlar ,kalp rahatsızlığl olanlar özelliklede trigiliseridi düşürdüğü için çok faydalıdır yemeklerde nasıl tuz gerekli ise keten tohumunuda aynı kulllanma alışkanlığı edinilmelidir.
KİRAZ:Antosiyanin içerir.kinik asit vardır  ağrı kesici ve böbrek taşı oluşımunu engeller.



31 Ekim 2013 Perşembe

DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN



DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN
SAÇINIZ MAT MI?  Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık
ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.
AYAĞINIZ MI KOKUYOR? Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam
yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye
bir şey kalmayacaktır.
BOĞAZ AĞRILARINDA :Posaları süzüp soğuyan demi boğaz ağrılarında gargara
olarak kullanılır.
CİLDİNİZ ÇOK MU YAĞLI? Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi
ovuşturun,balsam vazifesi görün.
DERİNİZDEKİ YARALARIN TEMİZLENMESİ :Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki
göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.
ELİNİZ BALIK, SOĞAN MI KOKUYOR? Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor.
Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. işte kurtarıcınız yine çay.
Elinizi demliçayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?
GÖZÜNÜZ ÇAPAK MI YAPIYOR? Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde
başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış gözlerinize ve  etrafına tatbik edin .
YEMEK YERKEN DİLİNİZİ Mİ ISIRDINIZ? Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın,
diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.
BUZDOLABINIZ KOKU MU YAPIYOR? Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.Denemekle bir şey kaybedilmez en azından herhangi bir maliyeti yok.