soy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2023 Pazar

KILICDAROĞLUNUN SOYU KILIÇDAROĞLU KİM

KEMAL KILICDAROGLU NUN SOYU KILIÇDAROĞLU KİM

Kemal Kılıçdaroğlu: “Bahçeli test istemiş, kabul. Ama bir şartım var; beraber yaptıralım, kimin ne olduğu çıksın ortaya. Ben kim olduğumu çok iyi biliyorum, herkes gibi benim de kimliğim şerefimdir! Ve bu kadar merak ediyorsa, kendisine birkaç ipucum da var...”

 

FEVZI IŞ BASARAN

Sayın @kilicdarogluk ‘nun dedesi Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî, Selçuklu devlet adamlarından Mesud Paşa'nın oğludur

Istanbul müftulugu kayitları Kuyud-i kadimede Seyyit mahmut hayrininin torunu

 

Sayın Kılıçdaroğlu’nun soyu,Büyük Selçuklu İmparatorluğu’na dayanıyor,yani Osmanlı’dan da eski

Eski Turk tarih kurumu baskani Yusuf Halacogluda yazdigi kitabinda ayni bilgilerden bahsediyor,ayrica kureysen ocagindan oldugunu Osmanli da  baba alyas isyanlari sonucu Konya Aksehirden Doguya sürgün  edilen oguz boylarındandır  diyor.

 

Böyle bir aile geçmişi olan birini daha duymadım

 

"KILIÇDAROĞLU PEYGAMBER SOYUNDAN GELİYOR"

CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, partisinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun şeceresini açıkladı.

 

CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ilk kez şeceresini açıkladığını belirterek, "Peygamber soyundan gelen, Kureyşan aşiretinden gelen, dini bütün, İslamiyet'i çok iyi benimsemiş, Seyit soyundan geliyor. Seyit sülalesinden geldiği için de genel başkanımız, dini bütündür, ibadetini evinde, Allah'a karşı yapar" dedi.

Öğüt, CHP milletvekilleri Muharrem Işık, Hasan Akgöl, CHP Parti Meclis Üyesi Ümran Köksüz ve CHP Erzurum İl Başkanı Tacettin Kızıloğlu ile parti binasında basın toplantısı düzenledi.

Son dönemlerde Kılıçdaroğlu üzerinden partiyi yıpratmaya yönelik, Dersim olaylarıyla ilgili, "Dersimli Kemal" şeklinde yorumlar yapıp, partinin ve genel başkanın yıpratılmaya çalışıldığını anlatan Öğüt, şunları kaydetti:

"Erzurum'dan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun şeceresini açıklıyorum.

KEMAL KILIÇDAROĞLU, KUREYŞAN AŞİRETİNİN OCAĞININ İNSANIDIR. Kureyşan aşireti de Hz. Peygamber Efendimizin aşiretidir.

O zaman Emeviler ve Abbasiler dönemindeki savaşlardan, Peygamber Efendimizin soyu kırılmasın diye gençler Horasan'a geldi.

 Horasan, Türkmenistan, Afganistan, İran Horasan'ıdır.

O Horasan'dan daha sonra genel başkanımızın sülalesi, Konya'nın Akşehir ilçesine geldi.

 Akşehir ilçesinde şu anda Seyit Mahmut Hayrani dedesidir.

 Hayrani'nin Akşehir'de türbesi vardır, Mevlana'nın talebesidir.

 Hz. Mevlana'nın yanında yetişmiştir ve Seyit sülalesinden geldiği için o sülale genişlemiştir."

Bu sülaleden gelenlerden Hızır Bey'in de İstanbul'un ilk kadısı olduğunu vurgulayan Öğüt, "Daha sonra Hızır Bey, Fatih Sultan Mehmet'in sadrazamlığını yapmıştır.

 Genel başkanın şeceresi bu.

Nedir genel başkanın şeceresi? Peygamber soyundan gelen, Kureyşan aşiretinden gelen, dini bütün, İslamiyet'i çok iyi benimsemiş, Seyit soyundan geliyor.

 Genel başkanımızın bu yanını kimse bilmiyor. Seyit sülalesinden geldiği için de genel başkanımız, dini bütündür, ibadetini evinde, Allah'a karşı yapar" diye konuştu.

"Böyle köklü, soylu bir aileden gelen genel başkanıma laf atanları kınıyorum"

Kılıçdaroğlu'nun daha önce umreye gittiğini belirten Öğüt, şöyle devam etti:

"Umresini yapmıştır, ibadetini yapmıştır. Benim de hacca gitmem için beni teşvik edenlerden birisidir. Bu nedenle genel başkanımıza farklı farklı yorum yapanlar var ama Peygamber Efendimizin soyundan gelen, yani Ehli Beyt soyundan gelen insanın artık muteber bir insan olduğunu herkesin bilmesini istiyorum. Bunu sayın genel başkanımız mütevazilik gösteriyor, söylemiyor ama ben söylüyorum. Böyle köklü, soylu bir aileden gelen genel başkanıma laf atanları kınıyorum ve bunu kabul etmiyorum. Bunu Türk halkının bilmesini istiyorum. Bundan sonra genel başkanımıza daha çok saygı duyulmasını, genel başkanımıza daha çok itimat edilmesini ve güvenilmesini istiyorum."

Bir gazetecinin, "Seçim döneminde gerilim bekleniyor mu" sorusu üzerine Milletvekili Işık da gerilimden uzak durarak, gerilimin tarafı olmayacaklarını belirterek, seçim döneminde iktidardan gerilimi her zaman beklediklerini, çıkabileceğini söyledi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/146641/_Kilicdaroglu_Peygamber_soyundan_geliyor_.html#

 

Kılıçdaroğlu hakkında bilinmeyen tek gerçek


Kemal Kılıçdaroğlu, tarihsel olaylara meraklı bir politikacı.

Sürekli okuyup, araştırmalar yapıyor. Kitaplarda okuduğu ilginç bilgileri, bulduğu belgeleri, fotoğrafları benimle paylaşmasından hep keyif aldım. Bir gün sohbet ederken söz Dersim’den, Zazalar’dan açıldı. “Size bir zarf göndereceğim; içindeki bilgiler ilginizi çekebilir” dedi. Bir gün sonra zarfı aldım. Okudum. Ne mi yazıyordu?
 
Kemal Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği zarftan 15 sayfa çıktı.
Bunlar TRT Avrasya televizyonunda yayınlanan bir programın kağıda dökülmüş (tape edilmiş) haliydi.
Programın sunucusu Prof. Dr. Alemdar Yalçın’dı.
Kamuoyu Prof. Yalçın’ı; Rahşan Ecevit’in onu DSP genel başkanlığına aday çıkarmasıyla tanıdı. Oysa kendisi; yıllardır Osmanlı tahrir ve mühümme defterleri üzerine çalışmış; yurt dışı üniversitelerde bulunmuş; Türk Kültürü ve Hacı Bektaşi Veli Merkezi Müdürlüğü’ne başkanlık etmiş; üniversitelerde dekanlık, rektörlük yapmış bir akademisyendi.
Halen Türkiye Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Merkezi Başkanı’ydı.
TRT Avrasya televizyonunda Türk kültürü üzerine konuklarıyla sohbet ediyordu.
Bana gönderilen program çözümüne göre konu; Kureyşan (Kureyş) Ocağı idi.
Yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyunun geldiği Kureyşan Ocağı.
Kılıçdaroğlu ailesi Tunceli Nazımiye, Ballıca Köyü’ndendi.
TV programında; Tunceli’deki Kureyşan Ocağı’nın son temsilcilerinden Dede Zabit Güler; Kureyşan Ocağı’nın Gaziantep ve Adıyaman koluna bağlı Zülfikar Dedeoğlu ve Kureyşan Ocağı’nın Gaziler kolunun temsilcisi Zeynel Ertekin vardı.
Bakalım ne demişlerdi…
 
Kökeni neresi?
 
Prof. Alemdar Yalçın TV programını şu sözleriyle açıyor:
“Kureyşan Ocağı’yla Anadolu’da bir geziye çıkalım. Ama öncelikle sizden istediğim bir şey var; lütfen geçmişin bir takım tanımlamalarıyla günümüzü yorumlamayalım. Çağımızın getirdiği bilimsel verilere dayanarak, önyargılardan arınmış olarak dikkatli dinleyelim.”
 
İlk sözü Tuncelili Kureyşan Ocağı’ndan Dede Zabit Güler alıyor:
“Kureyşan Ocağı demek Horasan demektir. Kureyşan, Horasanlı demektir. Horasan’ın Seydi şehrinden çıkıp Erzurum üzerinden -eski ismi Kızıl Kilise- yeni ismi Nazimiye’nin Zeyrek Köyü’ne yerleşmişlerdir. Selçuklu Hükümdarı I’inci Alaeddin Keykubad döneminde geliyorlar. Keykubad Paşaköy’de oturuyor ve Horasan’dan gelenleri huzuruna çağırıyor.”
 
Prof. Yalçın devreye girip masa üstündeki bir belgeyi göstererek şöyle konuşuyor:
“Alaeddin Keykubad ve daha sonra bazı Osmanlı Padişahları Kureyşan Ocağı’na Diyarbakır, Erzincan, Adıyaman, Elazığ, Gaziantep, Tunceli yöresinde besicilik yapması için izin belgesi veriyor. Ceylan derisi üzerine yazılmış bu belge işte elimizde mevcuttur.”
Elindeki 6 metre uzunluğundaki soyağacını gösteren Prof. Yalçın, bu belgenin renkli fotokopisinin Kemal Kılıçdaroğlu’nda da bulunduğunu söylüyor.
Bu belgeye göre, merkezi Tunceli olan Kureyşan Ocağı’na bağlı 12 kol vardı.
1) Delsinler-Delihasanlar kabilesinden Horembey adıyla anılan oymağın başı Cafer;
2) Alan kabilesinden Burkent oymağı ve başları Teymur;
3) İlyas kabilesinden Han adıyla tanınan oymağın başı Hüseyin;
4) Milli kabilesinden Bozkır oymağının başı Muhammed;
5) İzol kabilesinden Üç Ayak oymağı ve başları Abdullah;
6) Haydaran kabilesinden Bedirhan oymağı ve başları Ali;
7) Karsan kabilesinden Hançer oymağının başı Mustafa;
8) Lal kabilesinden Baykara oymağından İbrahim;
9) Çakır Tahir kabilesinin başı Mahmut;
10)Dedo kabilesinden Börek Uzun oymağı ve başları Muhammed;
11)Zurvet kabilesinden Duvar Dana oymağından Yusuf;
12)Medin kabilesinden Dik Kınalı oymağın başı Abbas.
 
Kemal Kılıçdaroğlu’nun ailesi, Kureyşan Ocağı’nın Haydaran Aşireti’ne mensuptu.
 
“Konya-Tunceli etle tırnak gibiydi”
 
Programda söz alan Kureyşan Ocağı Gaziantep, Adıyaman koluna mensup Zülfikar Dedeoğlu şu bilgileri veriyor:
“Benim edindiğim bilgilere göre de ilk Nazımiye Zeyrek Köyü’ne yerleşiliyor. Bazı olaylar nedeniyle bazı kollar buradan göç ediyor; Gaziantep’in Şaraküstü (Şehre Küstü) mahallesine yerleşiyorlar. Daha sonra besicilik yaptıklarından Yavuzeli kazasının Kayabaşı Köyü’ne göçüyorlar. Burada halen Kureyşan türbesi var. Bülbül Köyü’nde de türbemiz vardır.”
Zülfikar Dedeoğlu, Adıyaman Terman, Kuşakkaya, Kındıralı yerleşkelerine nasıl göç edildiğini; bugün hala Adıyaman ve Malatya’daki Kureyşan Ocağı’na bağlı aşiretlerden bahsettikten sonra Prof. Alemdar Yalçın, Kureyşan Ocağı’nın Konya ve Akşehir’deki bulunuş hikayesini bir tespitte bulunarak şöyle anlatıyor:
“Tunceli ile Konya ilişkisini sözlü gelenekte duyduğumuzda inanamamıştık. İşte bu bizim tarihimizi nasıl ihmal ettiğimizin en önemli göstergesidir. Size bir doktora tezinden bahsedeceğim; ‘Ortaçağ Anadolu’sunda Göçebeler ve Osmanlılar’ Rudi Paul Lindner isimli araştırmacı 1500 tarihli Osmanlı tahrir defterlerine girerek Kureyşan Ocağı’nın Konya’daki izlerini ortaya çıkardı. Konya ve Tunceli o zamanlar etle tırnak gibiydi; ayrılmaz iki parçaydı. Kureyşan Ocağı’nın bilginler kolu Konya’da yaşıyordu.”
Ve konu Kureyşan Ocağı’nın bilginler koluna geliyor.
Burada bir isimden bahsediyorlar: Seyyid Mahmud Hayrani…
 
Seyyid Mahmud Hayrani
 
Kureyşan Ocağı’nın en önemli temsilcilerinden Seyyid Mahmud Hayrani, bir süre Hz. Mevlana’nın yanında kalmış, onun hizmetinde bulunmuş ve ondan feyz almıştı. Mahmud Hayrani, daha sonra Akşehir’e giderek inzivaya çekilmek istemişse de kapıldığı ilahi aşkın tesiriyle cezbeye tutularak dağlara düşüp, bir süre dolaştıktan sonra Akşehir’e dönmüştü.
Hayrani’yi çok seven Hz. Mevlana, vefatına kadar onu hiç unutmamış, gelip gidenlere hep onu sormuştu.
Pek çok kerametinden bahsedilen Hayrani, 1268 tarihinde vefat etmiş; Sultan Dağı’nın eteklerinde, adını taşıyan, Sultan Mahallesi’ndeki türbesine defnedilmişti.
Bakınız laf lafı açıyor; yazmalıyım; bu türbede mevcut, Türk tahta işlemecilik ve oymacılık sanatının şaheseri olarak kabul edilen üç sanduka, Konya’da oturan Alman Konsolosu’nun planıyla çalındı ve bunlar yurt dışına çıkarılırken ikisi yakalanarak İstanbul’da Türk ve İslam Eserleri Müzesine’ne kondu. Çalınan diğer sanduka ise halen Kopenhag İslam Eserleri Müzesi’nde sergileniyor!
Bir not daha eklemeliyim: Seyyid Mahmud Hayrani’nin türbesi 1960’da restore edilmeye başlanmış sonra nedense yarım bırakılmıştır!
Evet, konumuzu dağıtmayalım.
TV programında, Kureyşan Ocağı önemli temsilcisi Seyyid Mahmut Hayrani’ye geniş yer ayrıldı. Çünkü hayat hikayesine girildikçe altından, Fatih’in Sadrazamı Sinan Paşa ya da Nasrettin Hoca gibi tarihimizdeki önemli isimler veya İstanbul Kadıköy adının nereden geldiği gibi konular çıktı.
Kureyşan Ocağı mensubu Kemal Kılıçdaroğlu’nun akrabaları arasında bakalım daha kimler vardı?..
 
Kemal Kılıçdaroğlu’yla Nasrettin Hoca akraba mı
 
Asıl adı, “Ahi Evren” idi.
Kendisine tutkuyla bağlı Anadolu Türkmenleri tarafından “Hace Nasreddin” ismiyle bilindi.
Moğollar’a karşı mücadele verirken, 1261 yılında şehit oldu. Bu saldırıdan kurtulan talebeleri, bugün bilinen esprili hikayelerini yaydılar ve düşüncelerini Hace Nasreddin ismiyle yaşattılar.
Nasrettin Hoca, Seyyid Mahmud Hayrani’yle aynı dönemde yaşadı.
Bu mini bilgilerden sonra dönelim TRT Avrasya’daki programda sözün nasıl Nasrettin Hoca’ya geldiği konusuna:
İstanbul’un ilk kadısı olan Hızır Bey (1407–1459), Kureyşan Ocağı’ndan Seyyid Mahmud Hayrani’nin torunlarındandı. O da Sivrihisarlı’ydı.
İstanbul’un Kadıköy ilçesi ismini, kadılık yapan Hızır Bey’e bu yörenin Fatih tarafından arpalık olarak tahsis edilmesinden almıştı.
Hızır Bey kadılık yaparken vefat etti.
Hızır Bey’in üç oğlundan biri, Fatih Sultan Mehmed’in sadrazamlarından Sinan Paşa (1441-1486) idi.
Seceresi şöyleydi: Hoca Sinanüttin Yusufbin Hızırbin kadı Celaleddin bin Seyit Mahmut Hayrani.
Sinan Paşa da Sivrihisarlı doğumluydu.
Genç yaşta devlet kadrosunun en üst makamlarına çıktı; Fatih Sultan Mehmed’in Sadrazamı oldu.
Ancak hala bilinmeyen nedenle arası açıldı; idama mahkum edildi; araya alimler girdi; İstanbul dışına çıkması şartıyla affedildi. Sinan Paşa da doğduğu Sivrihisar’a gitti.
Parantez açıp yazmalıyım: Sinan Paşa’nın “Tezkiretü’l Evliya” adlı eserinin üzerine kim doktora tezi yaptı biliyor musunuz; Celal Bayar’ın Türkolog torunu Emine Gürsoy Naskali.
Konuyu fazla dağıtmadan TRT Avrasya’daki programda Prof. Alemdar Yalçın’ın söylediklerine bakalım:
“İki değerli araştırmacımız Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu ve Prof. Dr. Mertol Tulum çalışmalar yapmışlar ve Seyyid Mahmud Hayrani’yle Nasrettin Hoca’nın bağlantılı olabileceğini söylüyorlar. Ama kesin bir kanıt yok. Seyyid Mahmud Hayrani’nin Sivrihisar’dan yola çıkarak (yine bir Horasanlı olan) Hacı Bektaşi Veli’ye gidişi; Sinan Paşa’nın Sivrihisar’a gelişi; Hızır Bey’in Sivrihisar’la bağlantısı, tüm bunları bilim adamlarımızın araştırması gerekiyor.”
Nasreddin Hoca’nın Türkmenliği konusunda hiçbir araştırmacının kafasında tek soru işareti yok.
Tuncelili olduğu için Kemal Kılıçdaroğlu’nun kimliği konusunda çoğu kişi nedense önyargılı davranıyor. Dersimlilerin Horasanlı olduğunu; Zazaca’nın Kürtçe olmadığını bu sayfada daha önce yazdım. (“Zazaca Kürtçe Değildir” 20.12.2009 Hürriyet)
Bakınız, kimsenin etnik kimliğiyle bir sorunum yok; kişi kendini hangi kimlikte görüyorsa öyledir.
Benim karşı çıktığım önyargılardır.

KILIÇDAROĞLU SEYYİD Mİ
 
Doğu ve Güneydoğu’da neredeyse her ailenin kendisini, Hz. Muhammed’in akrabası sayıp “Seyyid” dediğini yazıp bunun gerçek olamayacağını yazmıştım. (“Çakma Seyyidler” 23.11.2008 Hürriyet)
Bu nedenle Kuşeyran Ocağı’nın “Seyyid” olup olmadığı konusunda temkinli davrandım. Acaba Horasan Seydi’den geldikleri için mi “Seyyid” adını aldıklarını düşündüm.
Bu notumdan sonra dönelim TRT Avrasya’daki programa…
Prof. Dr. Alemdar Yalçın program sonunda seyircilerin sorularına yanıt veriyor.
İzleyiciler; Hz. Muhammed’in mensubu olduğu Kureyş kabilesiyle, Horasan’dan gelen Kureyşan (Kureyş) arasında akrabalık olup olmadığını merak ediyorlar.


Prof. Yalçın bu soruyu şöyle yanıtlıyor:
“(12 İmamlar’dan) İmam Musa Kazım’ın 24 çocuğu vardı. Bu 24 çocuğundan bir kısmı kız alıp kız verme durumu dolasıyla Horasan’daki kabilelerle akraba oldu. Yani bağlantı İmam Musa Kazım’a kadar gidiyor. Ancak bizim ele aldığımız Kureyşan (Kureyş) ile Hz. Muhammed’in mensubu olduğu Kureyş aynı değil. İlgilerinin olduğunu sanmıyoruz. Ya da şimdilik bilmiyoruz diyelim.”
 
Kılıçdaroğlu’nun Seyyid olup olmadığını bilmiyoruz.
Fakat bildiklerimiz de var:
12 İmamlar ile akraba olduğu düşünülen Kureyşan (Kureyş) Ocağı’nın nasıl Müslüman olduğu belli miydi?
Evet, Zerdüşt/Yezidi olan Horasan’daki Deylaman (Dersim) halkı 873'te Müslüman oldu.
917'de ise Caferi Sadık mezhebini / Aleviliği kabul ettiler.


13’üncü yüzyılda Moğol istilasından kaçıp Anadolu’ya geldiler.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650)” adlı çalışmasının 4’üncü cildinde Kureyş Ocağı’nın Oğuzlar’ın Bozok kolunun Beğdili boyundan gelen Türkler olduğunu yazıyor.
Beğdili Türkmenler’i Anadolu’da geniş bir alana yayılmışlardı: Adana, Afyon, Aksaray, Akşehir, Ankara, Antakya, Aydın, Antep, Birecik, Yozgat, Çorum, Diyarbakır, İçel, karaman, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Malatya, Maraş, Mardin, Muğla, Niğde, Samsun, Sivas, Tarsus, Urfa.
Anadolu’daki Oğuz Boyları içinde Beğdili büyüklük olarak; Avşar, Yıva, Kayı, Bayad’tan sonra beşinci sırada gelmekteydi.
Benzer çalışmayı Başbakanlık Arşivi Belgeleri’nde yapan Cevdet Türkay da, “Oymak, Aşiret ve Cemaatler” adlı çalışmasında, Kureyş Ocağı’nın Akşehir Sancağı’na bağlı olduğunu belirtiyor. Türkay da Kureyş Ocağı’nın Türkmen olduğunu yazıyor.
Uzatmayalım:
Kim kendini hangi kimlikte görüyorsa odur.
Öncelik, insan olmaktır!
Kemal Kılıçdaroğlu etnik kimliğiyle değil Türkiye’ye vereceği hizmetle değerlendirilmelidir.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14809205.asp 

"HAZRETİ ALİ SOYUNDAN GELİYOR"

Eski ak pli vekil FEVZİ İŞBAŞARAN Kemal Kılıçdaroğlu'nun Hazreti Ali'nin çocukları Hazreti Hüseyin ve Hazreti Hasan'ın soyundan geldiğini söyleyen İşbaşaran, "Özal’ın vefatından sonra öğrendim ki Kemal Kılıçdaroğlu, Hz.Ali’nin çocukları Hz.Hüseyin ve Hasan’nın soyundan geliyormuş.

Türkiye’de peygamber soyundan gelen iki aile varmış meğer. Peygamber soyundan gelen iki aileden biri Kılıçdaroğlu ailesi diğeri benim çok saygı duyduğum eski Urfa milletvekili Cenap Gülpınar ailesi (AK Parti Urfa Milletvekili) Benim şeyh/tarikatlar gibi bir inancım yok ama bu aileler var" dedi.

https://odatv4.com/kilit-isim-yazdi-31012119_m.html

 

 

 

 

15 Ocak 2019 Salı

BOZKURT İŞARETİ TÜRKLERİN SOY İŞARETİDİR,BİR SİYASİ PARTİ İŞARETİ DEĞİLDİR





BOZKURT İŞARETİ TÜRKLERİN  SOY İŞARETİDİR,BİR SİYASİ PARTİ İŞARETİ DEĞİLDİR

BOZKURT İŞARETİ NEDİR? NE ANLAMA GELİYOR? İŞTE BOZKURT İŞARETİNİN TARİHÇESİ…
Türk tarihinde önemli bir yeri olan bu sembolü olan Bozkurt işareti nedir? Günümüzde özellikle siyasilerin kullandığı bozkurt işaretinin ilk çıkış noktasını ve ne anlama geldiğini merak eden herkesi haberimizi okumaya davet ediyoruz. İşte Bozkurt işaretinin bilinmeyen farklı özellikleri..

BOZKURT İŞARETİNİN TARİHİ
Bozkurt işareti'nin 1991 Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra Bakü'de Ebulfeyz Elçibey'in düzenlediği mitingde bir milyon insanın Milliyetçi Hareket’in sembol ismi Alparslan Türkeş'i “Bozkurt” işaretiyle selamlaması sonrası ortaya çıktığı sanılsa da Tarihi araştırmalarda bu sembolün Türklere budist kültüründen geçtiği yazılmaktadır.
Bu sembol Türk hakanları tarafından başarı anlamına gelen bir zafer işaretidir. Batıya göç eden, Hun, kıpçak, Peçenek Türkleri aynı zamanda bu işareti Soy belirtir olarak yani “BEN TÜRKÜM” MANASINDA DA kullanmışlardır
Bu sembole 10. yüz yıl İranlı Şair Firdevsinin Şeyhnamesinde de dahi rastlanmaktadır. Türk kadınların minyatürünün yer aldığı bu eserde Bozkurt işareti yapan kadınlar resmedilmiştir.
Çin de bulunan çıkarılan eserlere bakıldığında. Bozkurt İşareti yapan Türk hakanı Heykeli ilgi çekicidir.. Bozkurt işaretinin, İslamiyet öncesi Göktürk döneminde ve diğer Türk devletlerinde, Türk hakanlarının zafer işareti olduğu, mağaralarda bulunan 6.yüzyıla ait “Türk hakanı heykeli” ile apaçık anlaşılmıştır.

OBAMA DA YAPMIŞTI
Günümüzde ABD başta olmak üzere pek çok ülkede liderler ve çeşitli tanınmış isimler bu işareti yapıyor. Bu işareti yaptıklarında; güç, bağlılık, hakimiyet ve mutlu olduklarını ifade ediyorlar.
Milliyetçi Hareket’in sembol ismi Alparslan Türkeş'i “Bozkurt” işaretiyle selamlamasının ardından bu efsane sembol Türk milleti tarafından da benimsenmiş, kullanılmıştır.

ALPARSLAN TÜRKEŞ BOZKURT İŞARETİNİN ANLAMINI ŞU SÖZLERLE ANLATIR: “Serçe parmak Türk'tür, şu işaret parmağı da İslam'dır. Şu Bozkurt işareti yaptığımız işaretin arada kalan boşluk ise cihandır. Son olarak kalan 3 parmağın birleştiği nokta ise mühürdür. Türk İslam Mührünü Dünyaya vuracağız…” demiştir.

BOZKURT İŞARETİNİN TÜRK MİTOLOJİSİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ
Yol gösterici, kutlu kurt, tüm Türk ve Moğol boylarının ortak ongunudur. Bazı Türk ve Moğol boyları, soylarının bu kutlu varlıktan türediğine inanırlar. Çoğu zaman soyun bir kolu Gökkurt'tan, diğer kolu ise Gökgeyik'den gelmektedir.[1] Kurt sürülerinin başında bulunup idare eden kurtlara da Gökkurt denilir. Kaskır ve Börü kelimeleri de değişik lehçe ve şivelerde kurt demektir. Bozkurt gökyüzünü temsil eder. Alageyik ise yeryüzünün simgesidir. Göktürklerin gök (mavi) bayraklarında kurtbaşı resmi vardır. Savaşçılığı ve savaş ruhunu, özgürlüğü, hızı, doğayı temsil eder. Türk ulusunun başına bir iş geldiğinde, bir tehdit belirdiğinde ortaya çıkar ve yol gösterir. Çadırların önüne tepesinde altından kurtbaşı bulunan direkler dikilir.

Savaş Ruhu (Tanrısı) kurt görünümüne bürünür. Altıncı yüzyıla ait bir taş anıtta kurttan süt emen bir çocuk betimlenmektedir. Erenler, evliyalar zaman zaman kurt kılığına girerler. Bozkurda “Gök Oğlu” da denir. Halk kültüründe Bozkurt dişinin cepte taşınmasının nazardan koruyacağına inanılır. Yakut metinlerinde Bosko olarak bahsedilir. Kırgızlarda, bozkırda gezerken kurt görmek uğurdur. Rüyada kurt görmek de yine hayra yorulur. Hamile kadının nazardan korunması için yastığının altına kurt dişi veya derisi koyulur. Kurdun koyun sürüsüne dalması veya ahıra girmesi bereket sayılırdı. 

Başkurt rivayetlerine göre kurt onların atalarının önüne düşerek yol göstermiştir. Bu nedenle kendilerine başlarında kurt bulunan anlamına gelen Başkurt denmiştir. Hilal taktiği (veya Turan/Türk taktiği) adı verilen yarım çember ile düşmanı ortaya alıp çemberi kapatma stratejisinin kurtlardan görülerek ilk defa Türkler tarafından uygulanmıştır.
https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/bozkurt-isareti-nedir-ne-anlama-geliyor-iste-bozkurt-isaretinin-tarihcesi-2279278/ 

10 Şubat 2014 Pazartesi

TÜRKLERİN EHLİBEYT SOYU İLE AKRABALIĞI



TÜRKLERİN EHLİBEYT SOYU  İLE AKRABALIĞI

Malatyaya bağlı Arapkir’in Onar Köyü Şeyh Hasan Ocağına ev sahipliği yapar.Ocağa adını veren Şeyh Hasanın hayatı Türklerle Ehlibeyt soyu arasındaki ilişkiyi anlatır.

Hoca Ahmet Yesevi(MS 1093-1166) ile amca çocukları olan Bahşi Han şeyh Hasanın dedesidir,Abbasilerin zulmünden kaçan İmam Musa Kazımın torunları Oğuzların bayat kolunun  on er oymağının beyi olan bahşi hana sığınırlar,Bahşi han oğlu Ahmedi  imam Musa Kazım’ın(MS.745-799) torunlarından biri ile evlendirerek  ehlibeyt soyu ile akrabalık kurar,

Şeyh Hasan bu evlilikten doğar tasavvuf eğitimini ehlibeyt soyundan gelen seyitlerden alır.Şeyh Ahmet oğlu Şeyh Hasan ve diğer kardeşleri ile beraber Ahmet Yesevi ocağında yetişmesini sağlar.

Ahmet Yesevinin öğrencisi olan şey Hasan daha sonra  on er oymağının başına geçer  ve Ahmet Yeseviden aldığı icazetle Anadoluya gelir .Büyük Selçuklu devletinde uc beyi olarak  bu günki  Malatyanın Arapkir ilçesi Onar köyüne yerleşir burada Merzifondaki piri babanın kızı ile evlenir.
videonun 10- 14dk dikkat