NAMAZ VE DİNLER,
KURANIN TEVRAT VE İNCİL İLİŞKİSİ
Meryem
Suresi'nin 31'inci ayetinde Hz.İsa'nın henüz çocukken şöyle dediği
anlatılmaktadır: "Beni bulunduğum her yerde yararlı kıldı. Sağ olduğum
sürece bana namaz kılmayı, zekât vermeyi emretti."
Hz.İbrahim de, "Rabbim beni namazını
kılar yap" diye dua etmiştir. Bunlar Kuran ile sabit şeylerdir. Namaz
bütün ilahi dinlerde vardır. İslâm'dan önce Araplar'da da vardı.
Maun
Suresi'nde huzursuz, gafletle namaz kılan, gösterişçi cahiliyye Araplarının davranışları
kınanmaktadır.
RİVAYET
DOĞRU DEĞİL
Namazın
Miraç'ta hediye edildiği sözü doğru değildir. Maalesef İslâm'ın, kendisinden
önceki kültürle ilgisini tamamen kesmek için bu tür rivayetler üretilmiş ve
sağlam dediğimiz kitaplara da girmiştir. Ama Kuran ile karşılaştırıldığında bu
rivayetlerin çürüklüğü ortaya çıkar.
Namaz,
İslâm'ın başından beri vardır. Hatta İslâm'dan önceki dönemlere kadar uzanır.
Halbuki bu Miraç rivayetinde, Bakara Suresi'nin son iki ayetinin de Miraç'ta
doğrudan vahiyle Hz. Muhammed'e verildiği anlatılır. Bakara Suresi'nin tamamı
Medine'de inmiştir, hiçbir ayeti Mekke'de inmemiştir. Öyle ise Bakara
Suresi'nin son ayetlerinin Miraç'ta verildiği rivayeti de doğru değildir.
DEĞİŞİMLERE
UĞRADI
Yahudilik'te
ve Hristiyanlık'ta namazın olmadığı sanısı da doğru değildir.
Yahudilerde günde beş vakit namaz vardır.
Tabii şeklinin biraz farklı olması önemli
değil, önemli olan Allah'ı anmak üzere bir ibadetin yapılmasıdır.
Hristiyanlık'ta
da namaz vardı.
Bochum'da tanıştığım dindar bir Hristiyan'a
sordum, her gün üç vakit ibadet yaptıklarını söyledi.
Ancak
Hristiyanlık çeşitli mezheplerle hayli değişimlere uğradı.
Pazar günkü
toplu ayin onlarda önemlidir. Güney Anadolu ve Suriye'de bulunan Süryanilerde
aynen bizde olduğu gibi beş vakit, hatta yedi vakit ibadet vardır.
Süleyman
Ateş tarafından yazılan bu makale, 06
Temmuz 2006 Perşembe günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.
İSLAMDAN ÖNCEDE NAMAZ VARDI
Namaz da
İslamiyet'ten önce vardı. hatta, bugünkü gibi günde beş vakit kılınıyordu.Sadece
İsimleri farklıydı.
"Şaharit ".. Sabah namazı
"Musaf".. Öğle namazı
"Minha".. İkindi namazı
"Neilat şerarim".. Akşam üstü namazı
"Maarib.. Akşam namazı
Kuran'da var olan sosyal içerikli temaların hemen hemen hepsi, Tevrat'ta da
vardır.
ÖRNEĞİN. EBU HÜREYRE ŞÖYLE DEMİŞTİR.
"Ehl-i kitap (Yahudiler), Tevrat'ı İbranice olarak okur, bize de Arapça
olarak açıklamasını yaparlardı. buna karşı Muhammed bize, 'siz onları ne
doğrulayın, ne de yalanlayın' diyordu."
HALİFE ÖMER:
"Ehl-i kitap kendi aralarında
Tevrat okurken, ben de onları dinlerdim. gerçekten Kuran ile Tevrat arasında
herhangi bir fark görmezdim"
Kaynak:
Vahidi, eshab-ı nüzul, Bakara suresi, 98.ayet.
Kaynak:http://www.forumdas.net/konu/islamiyetten-once-namaz-varmiydi.205674/
KURAN'IN
TEVRAT VE İNCİL İLE İLİŞKİSİ
Muhammed
zamanında hem Matta, Markos, Luka, Yuhanna İncilleri; hem de şu anda var olan
Tevrat mevcuttu, bunlar yeni bir oluşum için kaynak olarak vardı.
Zaten,
Kuran'da var olan sosyal içerikli temaların hemen hemen hepsi, Tevrat'ta da
vardır. Özellikle Tevrat'ın Kuran'ın oluşturulması üzerindeki etkisinin oldukça
büyük olduğu gözlenmektedir. bu konuda somut birkaç örnek vermek gerekirse, ebu
Hüreyre şöyle demektedir:
"Ehl-i
kitap (Yahudiler), Tevrat'ı İbranice olarak okur, bize de Arapça olarak
açıklamasını yaparlardı. buna karşı Muhammed bize, 'siz onları ne doğrulayın,
ne de yalanlayın' diyordu." (tecrid-i sarih, diyanet tercemesi, no: 1679).
Bir diğer örneği de halife Ömer'den dinleyelim:
"Ehl-i kitap kendi aralarında Tevrat okurken, ben de onları dinlerdim.
gerçekten Kuran ile Tevrat arasında herhangi bir fark görmezdim" (vahidi,
eshab-ı nüzul, bakara suresi, 98.ayet)
Gerek bu ifadeler, gerekse Kuran ile Tevrat'ın birlikte incelenmesi halinde
ortaya çıkacak olan tıpatıp ortak noktalar-benzerlikler gösteriyor ki;
gerçekten Kuran'ın oluşturulması sırasında Tevrat kültürü fevkalade ekili
olmuştur.
Söz, Tevrat ile Kuran arasındaki benzerliklerden açılmışken, bu benzerlikleri,
bazı somut örneklerle açıklamakta yarar var. örneğin;
1. Boy abdesti. İslamiyet'ten önce hem Arapların inançlarında, hem de Tevrat'ta
(Yahudilikte) mevcuttu. (ibn-i habib, muhabber, s.319; halebi, insanü'l uyun,
1/425 ve Tevrat, "Levililer" bölümü, 15/16-18).
2. Namaz da İslamiyet'ten önce vardı. hatta, bugünkü gibi günde beş vakit
kılınıyordu. isimleri, Şaharit (sabah namazı), Musaf (öğle namazı), Minha
(ikindi namazı), Neilat şerarim (akşam üstü) ve Maarib (akşam namazı) olarak
halk arasında kullanılıyordu. (Hayrullah örs, Musa ve Yahudilik, s.399-405;
doç.dr. ali osman ateş, asr-ı saadette İslam; şaban kuzgun, Hz. İbrahim ve
Hanifilik, s.117; Epstein, Judaism, s.162.)
3. İslamiyet'ten önce cuma namazı var olup, "Arube" adıyla bilinirdi.
bunu, Muhammed'den önce Kab Bin Lüey oluşturmuştu. ayrıca, namazın daha önce
var olduğu Kuran'ın birçok ayetinde de bulunuyor. (Al-i imran suresi-39,
İbrahim suresi-40, Meryem suresi-31 vb.)
İslamiyet'te varlığı en başta Kuran ile (nisa-43) sabit olan teyemmüm (toprakla
temizleme usulü), bile daha önceden gelen bir uygulamadır. (islam
ansiklopedisi, wensinck, m.e.b. tercemesi, "teyemmüm" madesi,
12/1-223).
4. Muhammed'den önceki dönemlerde Araplar tarafından kutlanan iki önemli bayram
geleneği vardı. 21 mart'ta Nevroz, 22 eylül'de Mihriban bayramları kutlanıyordu.
Muhammed döneminde, bu bayramlar Müslümanlara yasaklanarak, bunların yerine
ramazan ve kurban bayramları getirildi. böylece, iklim değişikliklerini haber
vermesi nedeniyle, tarımsal faaliyetler açısından da rasyonel bir yarar
sağlayan Nevroz ve Mihriban bayramları, sadece dinsel içeriği olan bayramlar
ile değiştirildi. böylece, bayramların da İslamiyet'in getirdiği yeni bir
gelişim olduğundan söz edilemez.
5. İslam'i bir gelenek olduğu sanılan "yağmur duası" da daha önceden
vardı. bakara suresi'nin 60.ayetinde bu konuya değinilmiştir.
6. İslamiyet'te kadınların kullandığı başörtüsü, Yahudilik ve Hıristiyan
kültüründen gelen bir adettir. Yahudi kadınların, özellikle bir ibadeti
izlerken, başlarını mutlaka örtmesi gerekiyordu. bu onlar için bir zorunluluktu.
kadınların başörtüsü takması, Hıristiyanlık'ta da önemliydi. (Abdurrakman
küçük-Günay Tümer, dinler tarihi, s.227; örneğin; pavlus'un 1.korintoslulara
mektupları, 11/3-8).
8. İslamiyet'ten önceki gelenekler ile, kişinin kendi annesi, kardeşi, teyzesi,
halası, üvey annesi ve eşi henüz hayatta iken baldızı ile evlenmesi yasaktı.
Tevrat'a göre, bunlara uymayan kişi idam ile cezalandırılırdı. bunlar da
Kuran'da aynen kabul edildi. (örneğin, nisa suresi 23.ayet). (Tevrat,
"Levililer" bölümü, 18/6-24 ile 20/11; İbn-i Habib, Mubber, s.325-327
ve Munammak, s.21; Yakubi tarihi, 2/15; ibn-i kuteybe, el-maarif, s.50;
belazuri, ensaül eşraf, 1/87; isfehani, el-ağani, 3/152).
9. İçkinin verdiği zarar göz önüne alınarak, konuyla ilgili yasak Muhammed'den
önce de uygulanıyordu. bu yasaktan Tevrat ve İncil'de de söz edilir. ayrıca,
Muhammed'den önce Osman bin Maz'un, kus bin saide, Hz. Ali, varaka, ebu zer ve
zeyd bin amr yasak koymuşlardı.
10. Oruç ibadetinin Muhammed'den asırlar önce var olan bir adet olduğunu Kuran
zaten yazıyor. (bakara 183.ayet). hatta, o zaman orucun başlangıcı bile
İslamiyet'teki gibi aya göre tespit ediliyordu. tıpkı, bugünkü Müslümanlar
gibi, ay'ı görmek için gözetleme heyetleri bile kuruluyordu. (Hayrullah örs,
Musa ve Yahudilik, s.409
11. İslamiyet'teki "Kuran'ı hatmetme, hatim indirme" adeti de
Yahudilikten alınmadır. Yahudilikte, "Simra tora" adıyla anılan bu
gelenekte Tevrat her yıl bir kez hatmedilir ve bunun sonunda da bayram
yapılırdı. (Abdurrahman küçük-Günay Tümer, dinler tarihi, s.231.)
12. İslamiyet'te her ayın 13, 14 ve 15.günlerinde oruç tutulmasının sevap
olduğuna inanılır. bu günlere "eyyam-ı biz" denir. bu adet de
Yahudilikten alınma bir adettir. Muhammed, "kim ayın bu üç gününde oruç
tutarsa, sanki senenin tüm günlerinde oruç tutmuş gibidir" demiştir.
(Tevrat, "Levililer", 23/4-6; tecrid-i sarih, diyanet tercümesi, 601
numaralı hadisin şerhi, 4/152; sünen-i ebu Davut, Savm-68, no:2449; sünen-i
nesai, savm-84, no:2419-2425; ibn-i mace, savm-29, no:1707
13. İslamiyet'ten önceki dönemlerde de, bir kadın kocası tarafından üç kez
boşanırsa, artık birbirlerinden ayrılmaları zorunlu olurdu. İslamiyet, bu
geleneği de almıştır. (bakara suresi 229 ve 230.ayetler). ayrıca, hac'da kurban
kesmek, şeytan taşlamak, senenin 12 ayından dördünün "hürmetli aylar"
olarak kabul edilmesi, ölen birisinin yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının
kılınması, verasette kız çocuklara erkeklerin aldığı payın yarısının verilmesi
vb. gibi adetler, İslam'dan önce de geçerliydi. (örneğin ibn-i habib, muhabber,
s.309-324; halebi, insanü'l uyun, "batn-ı nahle" bölümü, 3/156).
14. İslam'a göre hırsızlık yapan birinin cezalandırılmasındaki yöntem ve hukuki
düzenlemeler de Kuran'ın ortaya attığı yeni bir olay değildir. bunlar, eskiden
beri var olan düzenlemelerdi. erkeklerin sünnet olmaları, yeni doğan çocuklar
için "Akika" denilen kurban kesilmesi, kadınlarla ilgili
"iddet" (kadının eşinin ölmesi durumunda yeniden evlenmesi için
belirli bir süre beklenmesi zorunluluğu) ve erkekle kadın arasındaki özel ilişkilerin
belli bir düzlemdeki yasalarını ifade eden "zihar", "ila"
gibi adetler daha önce de vardı. (Tevrat, "tekvin" bölümü, 17/11-14;
Kuran, maide suresi 38.ayet; ibn-i habib, muhabber, 329; ibn-i esir, üsd-ül
gabe, no.7527-7530; alusi, büluğü'l ereb, 2/50; taberi tefsiri, 23/76).
15. Çalışanın alın terinin kurumadan ücretinin ödenmesi prensibi, Muhammed'in
hadislerinde vazedilen bir düzenleme olarak sanılırsa da, bu düzenleme
Tevrat'tan alınmadır. (Tevrat, "Tesniye" bölümü, 24/14-15).
16. Kuran'da var olan bütün İsrailoğulları peygamberlerinin tüm efsaneleri,
Tevrat'ta kapsamlı biçimde anlatılmaktadır. (örneğin, Hz. İbrahim, Hz.Musa,
Hz.Eyüp, Hz.Davut, Hz.Süleyman gibi).
17. Kesilmeyen bir hayvanın (leş) etini yemek, İslamiyet'ten önce de haram idi.
(Tevrat, "Levililer", 22/8).
18. Mekke'nin harem bölgesi (hürmetli şehir) sayılması, Hz.İbrahim'den beri
gelen bir gelenekti.
19. İslamiyet'teki köleyi azat etmek geleneği, İslamiyet öncesinde de vardı.
(tecrid-i sarih, diyanet tercümesi, no:705-709).
20. Zekat verilmesi de İslamiyet öncesinde var olan bir adetti. bu durum,
Kuran'ın kendisinde bile yazıyor. (Hz. İsa ile ilgili Meryem suresi 31.ayet,
ismail peygamber ile ilgili Meryem suresi 55.ayet, Hz.İbrahim ile ilgili enbiya
suresi 73.ayet).
21. Kabe'yi örtme geleneği İslamiyet'ten önce de vardı (moğultay, el-işare,
s.49; moğultay, bu kaynağında şu eserlerden alıntı yapmıştır: askeri, el-evail,
16; süheyli, revdü'l unuf, 1/146; ibn-i kuteybe, el-maarif, 551; ibn'il cevzi,
telkih, 446; suyuti, el-vesail, s.84; ibn hazm, cemheretü'l ensab, s.189).
22. Yanlışlıkla öldürülen bir insanın kan bedelinin 100 deve olması,
İslamiyet'ten önce de var olan bir gelenekti.
23. Farklı inançlarda olan insanların evlenmesine getirilen kısıtlamalar,
İslamiyet'e Yahudilikten alınmıştır. (Tevrat, "Tekvin", 34/1-26;
"Tesniye", 7/3; Kuran bakara suresi 221.ayet).
24. erkeğin birden çok kadınla evlenebilmesi de İslamiyet'e, Yahudilikten
alınmış bir adettir. (Tevrat, "Tekvin", 16/1...,29/17, 32/22;
"2. Samuel", 25/40; "1.krallar", 11/1; Kuran, nisa-54,
ra'd-38, ahzab-38, sad-23, 24, vb.)
25. İslamiyet'te herhangi bir davanın ispatı için gereken iki erkeğin şahitliği
adeti de İslamiyet öncesinden gelmektedir. (Tevrat, "Tesniye", 17/16,
19/15; Kuran, bakara-282; Yuhanna incili, 8/17; Matta incili, 18/16).
26. Kuran'daki cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, yaraya yara..
şeklinde ifade edilen ceza biçimleri de Tevrat'tan alınmıştır. (Tevrat,
"çıkış", 2/23-25, "Levililer", 24/17-20,
"Tesniye", 19/21; Kuran, Maide-45).
27. İslamiyet'te yemin, ancak Allah'ın adı ve sıfatları ile geçerlik kazanır.
bu gelenek de Tevrat'tan alıntıdır. (Tevrat, "Tesniye", 20/20).
28. Kuran'a göre, Allah'a şirk koşmanın cezası çok ağırdır. (nisa suresi 48 ve
116.ayetler). bu inanç, Tevrat'ta da bulunmaktadır. (Tevrat, "çıkış",
22/20, "Tesniye", 17/2-7).
29. Yol kesenlere ve dine göre terör sayılan hareketlere katılanlara ve yer
yüzünde fesat çıkaranlara İslamiyet'ten önce de ağır cezalar verilirdi. Kuran'a
da bu adetlerden alıntı yapılmıştır. (Kuran, Maide suresi, 33,ayet; İbn-i
Habib, Muhabber, 327).
30. Dicle ie Fırat'ın çok önemli iki nehir oldukları da Kuran'a Tevrat'tan
yapılmış bir alıntıdır. (Dicle ve Fırat hikayesi için kaynakça: Tevrat,
"Tekvin" bölümü, 2/13-14; tecrid-i sarih, diyanet tercümesi, no:1551;
Buhari-Müslim, el-lü'lüü ve'l mercan, no: 103; buhari, bed'ü'l halk, 6;
Menakıb-ı Ansar, 42; Eşribe, 12; Müslim, iman, no:164, cennet, no:2839 ve diğer
hadis kaynakları).
31. Nuh tufanı efsanesi de Kuran'ın birçok ayetine Tevrat'tan alınmıştır.
Kutsal
kitapları okuyup anlayana ATEİST Okuyup anlamayana YOBAZ Hiç okumayana
DİNDAR denir... Nikola Tesla
HİNDULARDA
NAMAZ –ASANA
Asanaların
yapılması, çok eski bir bilim olan Hathayoganın bir kısmını oluşturuyor, ve
yogik ya da psikolojik değerlerinin yanı sıra insanı daha sağlıklı yapan,
organların zindeliğini ve dinçliği artıran birkaç duruştan ibaret. Asana
Sözcüğü ‘duruş’ veya ‘pozisyon’ demektir. Asana bireyin bedensel ve zihinsel
metin, sakin, sessiz ve rahat kalabilmesi için yaşam hali demektir.
Sansktitçe
Surya ‘güneş’ Namaskara ise ‘selamlama’ veya ‘bağlantı’ demektir. Böylece Surya
Namaskara ‘güneşle bağlantı’ anlamına gelmektedir. Surya Namaskara bedende akan
güneş enerjisinin canlandırma tekniğidir. Güneş ruhi bilinç simgesidir.
Şimdi
Suryacıların Güneşe tapınırken uyguladıkları Surya Namaskara nasıl yapılır birlikte
öğrenelim.
1 – Dik
olarak ayakta durun. Bacaklarınız bitişik. Beden dik ancak rahat olsun.
Ellerinizi göğüs kafesinizin önünde birleştirin ( Namaskar Mudra).
2- Kollarınızı yukarı doğru kaldırın. Bu sırada kollarınızı ve dizlerinizi
bükmeyin.
3- Kalçanızdan bükülerek öne doğru eğilin, avuçlarınız aşağıya ve alnınız
dizlerinize baksın. Dizlerinizi bükmeyin.
4- Elleriniz ve ayaklarınız aynı yerde kalacak şekilde dizlerinizi yere koyun
bedeniniz dizlerinizin üzerinde, kalçanız topuklarınıza değsin ve alnınız yerde
olsun.
5-Geriye doğru gelirken nefes alın
6- Dördüncü sırada ki hareketleri tekrar edin.
7- Yavaşça ayağa kalkın.
8- Bir sonraki tura geçmeden önce Namaskar Mudra duruşuna gelin
Nefes alın…
Namaskara’da
nelere dikkat etmelisiniz :
1- Her zaman boş bir mide ile yapın
2- Açık ve
temiz havayı tercih edin. Havası iyice temizlenmiş bir oda da olabilir.
3- Tek
başınıza veya bir grup ile yapabilirsiniz. Unutmayın ki grup çalışmaları,
kollektif şuur oluşturur.
4- Temiz bir
mat veya örtü kullanın.
5- Çalışmadan
1/2 saat önce yıkanın.
6- Bel
fıtığı veya bel problemi olanlar, yüksek tansiyon hastası olanlar, bu çalışmayı
önce doktorlarına danışmalıdırlar
7- Rahat ve
bol bir giysi seçin.
9-
Çalışmanın her anında bedeninizin tamamını iyice hissedin. Tam bilinç içinde
uygulayın
http://www.youtube.com/watch?v=rxBIPlYRojw
Müslümansanız
egsersizler bittikten sonra önce sağa, sonra sola selam vermeyi unutmayınız.
Kaynak:
http://islamiyetgercekleri.wordpress.com/namaz-ogreniyoruz-hindulardan/