eski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2019 Pazartesi

ALEVİLİĞİN EN ESKİ BELGESİ: GUDEA SİLİNDİRİ

ALEVİLİĞİN EN ESKİ BELGESİ: GUDEA SİLİNDİRİ

Gudea silindirleri, MÖ 2125 yılına ait bir çift terakota silindirdir. Ninurta Tapınağı'nın İnşası adında bir Sümer efsanesi hakkındadır ve çivi yazısı ile yazılmıştır. Silindir, Lagaş'ın kralı Gudea tarafından oluşturulmuş ve 1877 yılında Telloh, Irak'taki kazı sırasında keşfedilmiştir. Vikipedi
Alevi mürşitleri Aleviliğin başlangıcını anlatırlarken: 'Ayin-i Cem ilk ne zaman ve nerede yürütülmüşse Alevilik de o zamanda ve o mekanda başlamıştır' derler.Bu mürşit sözünden hareketle kimileri ısrarla ilk Ayin-i Cem'in günümüzden bin dört yüz yıl evvel Arap Yarımadasında Hz. Ali'nin toprak damlı evinde yürütüldüğünü ve dolaysıyla Aleviliğin Hz.Ali ile başladığını öne sürüyorlar.

Elimizde Hz. Ali'nin evinde cem kurulduğuna, bağlama çalınıp, nefesler söylenip semah dönüldüğüne dair hiçbir kayıt yok. Bırakın Hz. Ali'nin bağlama çalıp, semah dönmesini, cem yürütmesini, elimizde Hz. Ali'nin Alevi erkanından, Alevi inancından haberdar olduğunu kanıtlayacak en küçük bir bilgi yada belge kırıntısı dahi yoktur.

Hurafeleri bir kenara bırakıp gerçeklerin ardına düştüğümüzde; Alevi inanışının temel taşı ve Aleviliğin yegane ibadet biçimi olan Ayin-i Cem törenine ait ilk yazılı belgeyi Paris Louvre müzesinde buluruz.Bu belge s 'Gudea Silindiri' olarak bilinen bir Sümer silindir tabletidir..

Sümer uygarlığının son reformisti, Lagaş şehir devletinin ünlü prensi Gudea tarafından MÖ.2125 yıllarında yazdırılan 50 cm boyunda 33cm çapındaki bu silindir tablet Alevi Ayin-i Cem töreninin uzak geçmişine ışık tutacak en eski yazılı belgedir.

Ayin-i Cem, Cem Evi’nin ayin için hazırlanması ile başlar, ayinde sunulacak yiyecekler, (lokma), içkiler (dem) ve Ayin-i Cem’i başlatacak çerağ(çıra-mum) hazırlanır. Sonra ayini yöneten pir (yada dede) törende hizmet görecek on iki hizmetliyi seçer.Ayin-i Cem çerağ uyarılması yada delil uyarılması adı verilen ritüelle başlar.

Gudea silindirinde önce dört-beş bin yıl önce Sümer'de yapılan törenin hazırlık safhası anlatılıyor

“…Gudea bir dizi ilahın yardımıyla tapınağı (cem evi) temizledi...törende (Ayin-i Cem) kullanılacak bütün yiyecekler (lokma) adak içkilerini (dem) ve tütsüleri (çerağ) hazırladı... Bunun ardından tapınağın (cem evi) gereksinimlerini karşılayacak bir gurup hizmetliyi (on iki hizmetli) atama işine geçti.” (parantez içlerini ben yazdım)

Sümer tabletinde bu girişten sonra törende görevlendirilen on iki hizmetlinin adları sayılıyor.
1. Kapıcı (gate keeper)
2. Kahya / Değnekçi (butler)
3. Nezaretçi /Gözcü (bailiff)
4. Silahtar (armaurer)
5. Müzisyen /zakir (musician)
6. Kuşbaz (game keeper)
7. Keçi Çobanı/Kurbancı (goatherd)
8. Dalyan Denetçisi (fisheries inspector)
9. Ulak /Peyik (messenger)
10. Tahıl Denetçisi (grain inspector)
11. Mabeyinci (chamberlain)
12. Arabacı (coachman)

Alevi Ayin-i Cem’inde yer alan On iki Hizmetli'nin adları şunlar

1. Pir Mürşit
2. Rehber
3. Gözcü (Yoklamacı)
4. Çerağcı (Delilci)
5. Zakir
6. Süpürgeci
7. Kurbancı (kimi bölgelerde Sofracı)
8. Saka
9. Peyik
10. Pervane (Semahcı)
11. Sucu-Kuyuccu
12. Kapıcı

Eski Çağda Sümer'de yapılan ayin ile bugün Anadolu'da halen yürütülen Alevi Ayin-i Cemleri arasındaki tek fark on iki hizmetlinin kimilerinde görülen farklı isimlendirmeler.Bu farklılıklar da;Anadolu’nun çeşitli bölgelerindeki Ayin-i Cem’lerinde on iki hizmetlinin isimlendirilmelerinde yer yer görülen farklılıklardan çok da fazla değil.
Lokma , dem, çerağ ve on iki hizmetli dışında Alevi Ayin-i Cem töreni ile Sümer töreni arasında bir benzerlik daha var; Sümer dini törenleri müzisyenlerin çaldığı “balag” adını verdikleri bir müzik aleti ile müzik eşliğinde yapılırdı. Bugün Anadolu’da Aleviler’in Ayin-i Cem’leri de müzik eşliğinde yapılıyor. Bu törende kullanılan müzik aletinin adı herkesin bildiği gibi “bağlama” dır.

http://www.arguvanhaber.com/m/?id=3334
http://www.dersim-haber.com/mobi/author_article_detail.php?id=372
https://www.turkishnews.com/tr/content/2013/12/09/mabed-ve-alevi-cem-ayini-arasinda-benzerlik/

13 Kasım 2013 Çarşamba

ESKİ TÜRKLERDA KADINININ HAKLARI

ESKİ TÜRK KADINININ HAKLARI

İslam öncesi Türk toplumunda kadının yeri çok önemli idi. Hatta bugünkü Avrupa'da dahi kadına verilmeyen haklar o günün Türk toplumunda vardı. Bugün Avrupa toplumlarında bile kadın eşeysel (cinsel) bir nesne olarak görülmekte ve toplumsal anlamda erkeklerle tamamen eşit olamamaktadır.

Örneğin; bugün hangi Avrupa ülkesinde bir kadın ordu komutanı vardır? Oysa ki eski Türk toplumunda kadınlar
savaşçı,
 kale komutanı,
 vali, ordu komutanı olabiliyordu.
 Hatta Kağan savaşa gittiğinde Hatun başkentte kalırsa, ülkeyi o yönetiyordu.
 Zaten verilen buyruklar, "Kağan ve Hatun buyurdu ki..." diye başlıyordu.
Hatun'un adının geçmediği, damgasının (mührünün) olmadığı buyruklar geçersizdi.
 Kadınlar, Hanım adını alıp oba yönetiyor, yeri geldiğinde ordunun başına geçip savaş yönetiyordu.
Ordunun başına geçip Pers İmparatoru Darius'un (Dara) kellesini mızrağının ucuna takıp ülkesine getiren İskit Hatun'u Büyük Tomris değil miydi?
 Ya da Attilla'nın karşısına çıkan Roma elçileri önce Attila'nın eşi Arıkan Hatun ile görüşmek zorunda kaldıklarında şaşırmamışlar mıydı?diyebilirsiniz ki, "bunlar soylu kadınlardı,
HALK NASILDI?"
 Halkta da durum aynı idi. Çünkü Türklerde soylu-halk (avam) ayrımı yoktu.
 Onlara göre tüm Türkler soylu idi.
Kız çocukları erkekler gibi at biner, kılıç kuşanır, savaşa giderdi.
Bir kadının birden fazla isteyeni olduğunda, kadın erkeğini kendi seçerdi.
 Evlenirken de bir kadın ve bir erkek çadırlarını birlikte kurardı.
 Evlilik çağı gelen erkek ve kadın, ailelerinden yaşarken kalıt (miras) payını ister, aldıkları paylar onların çeyizi olurdu.
 Bu payları birleştirir ve kendi yuvalarını kurarlardı. Herşey tamamen eşitti.

PEKİ NE OLDU DA KADININ SOSYAL KONUMU BU KADAR DEĞİŞTİ? Cevap basit:
 İslam sonrası din gibi gösterdikleri Arap kültürünü bize dayatan Emeviler, kendilerinin anlayışını bize aktardılar.
Oysa İslam'ı ilk kabul ettiğimiz sırada,
Selçuklularda yüzünü örtmeyen,
ata binip kılıç kuşanan,
savaşan, erkeklerle birlikte oturup lafını sakınmayan kadınlardan şaşkınlıkla bahseder Arap gezginlerin kayıtları.
 Hatta Osmanlı'nın ilk dönemlerinde şehir içi güvenlik (o zamanın polis teşkilatı) kadınlardan kurulu "Bacılar" adında atlı birlik tarafından sağlanırdı.
 Ancak zamanla dili gibi yaşayışında da Araplaşan toplum, kadının toplumsal konumunu aşağılara çekti.

PEKİ NE YAPMALI?
Kadınlara yeniden eski Türk toplumundaki haklarını kazandırmak için eski Türk kültürünü canlandırmalıdır,Atatürk eski Türklerde kadının yerini bildiği için ilk işi kadınları eski Türklerdeki statüsüne kavuşturmak  dinin içine sokulan arap geleneklerini dinden arındırmak için çok uğraşmış kadın haklarını çok ülkeden önce vermiştir,İslam da Emeviler döneminde din çok yara almış emeviler bir çok arap inanış ve geleneklerini din gibi gösterip dinin içine sokmuşlardır bu gün çekilen İslam ülkelerindeki sancılar emevilerin eseridir .Dinin içine siyasetin sokulması ilk Avrupada yaşanmış  bu nedenledirki  yüz yıl savaşları yaşanmış kilise her şeye egemen olmaya çalışmış Fransız ihtilali ile din ve devlet işleri ayrılmış ve Avrupada din savaşları sona ermiştir. Bu gün İslam ülkelerindede aynı sorun yaşanmaktadır İslamiyet hoş görü dini olmasına rağmen dinin içine siyasetin ve arap geleneklerinin sokulması ile illede benim gibi yaşayacaksın benim gibi düşüneceksin mantığı bu gün İslam ülkelerini fakir sefil ve başka milletlerin uşağı haline getirmiştir
 İslam'a yapışarak kültürümüze bulaşan Arap geleneklerinden yüce dinimizi arındırmalıyız...
Sözümüzü Bilge kaanın şu sözü ile bitirelim "EY TÜRK! TİTRE VE ÖZÜNE DÖN"
İşte ulu önder Atatürk bütün bunları bildiği için ilk iş olarak kadın haklarını ele almış arap emperylizmini din diye dayatanlardan kadınarı kurtarmıştır.